Ressam, yazar, edebiyatçı bir sanat insanı Asuman Aksel Portakal; 1978 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden (MSÜ) mezun oldu. Kâğıtlara, duvarlara, resim defterlerine düşlerini boyayan çocuklara 24 yıl rehberlik etti. Çeşitli karma sergilere katıldı, iki kişisel sergi açtı. Yapıtları Türkiye’den başka, İrlanda, İsveç, Japonya, İsviçre, Yunanistan’da özel koleksiyonlarda yer aldı. Çocuklar için yazdığı, “Çok Komiksin Margarita” ve “Geveze Çizgiler” kitaplarıyla ödüller kazandı. Yetişkinler için yazdığı öykü ve denemeleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. Çocukları, doğayı, renklerle oynamayı, okumayı, yazmayı çok seviyor. Bir de gülmeyi…

Asuman Aksel Portakal

REVESMUSAMNATYEŞ!

  Şeytan Masum Sever! Hem kalemi hem de fırçası ile birbirinden güzel eserlere can veren değerli dostumuz, sn. Asuman Aksel Portakal’ın, geçtiğimiz Temmuz ayında “Sanatın Eylemi-Özgürlüklerimizi İstiyoruz” dayanışması için hazırladığı çalışmayı Kadına Yönelik Şiddete Dikkatinizi Çekebilmek Amacıyla yeniden gözlerinizin önüne seriyoruz. Keyifli okumalar ve iyi seyirler. İstanbul’da Sanat   Ensemdeki ...

Daha Oku

Asuman Portakal yazdı; Bir Salkım Çatalkara

Sene 1975. Boğaz’da puslu bir kış günü. Güzel Sanatlar Akademisi’nin Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’ndeyiz. Işıklı, geniş, asma katlı bir mekân… ...

Daha Oku

Delimsek Bir Curnataydı Yaşanan

“Kıyametin cinneti sollayacağı bir güne uyandığımızdan henüz habersizdik. Uyandığımız dediğime bakma, cümleten ayakta uyuyorduk aslında.” Gözlüklerinin gerisinden satırlarıma dik dik bakıp “Yeni değildi horultu bağımlılığımız,” dedi yılgın bir sesle. “Cahil işiydi kâbus kıvamında pinekleyişimiz.” Beni kucağına bırakmadan önce elli ikinci sayfamın sol ucunu yakmayı geçirdi aklından kadın, ama vazgeçti sonra. ...

Daha Oku

Endemik Şakir

Sol çaprazımdaki masada fokurdayan kahkahalar, böcek cırıltılarını bastırırken saatime baktım, on ikiye beş vardı. “Gece yarısını on geçe, Rita’nın Meyhanesi’ne gelsin!” diye haber göndermişti Şakir. ‘Neden beş, yirmi ya da yirmi beş değil de, on geçe?’ diye düşünürken, dibinde oturduğum yalancı karabiber ağacından bir şeyler düştü önüme. Meyveleriymiş. İşimi gücümü ...

Daha Oku

Benden Bu Kadar

Sait Faik’in anısına… Uzaklarda çakan şimşekler, geceyi bir göz kırpımlık maviye boyarken, başımı sıkıntıyla cama dayadım. Sağanak yağmur kokuyordu cam. Patlayan göğün öfkesiyle zangır zangır titredi pencere. Teselli edercesine ‘Korkma!’ diye yazdım buğulanmış cama. ırtınanın ürküsüyle mutfağa doğru yürüdüm. Gürültüsüne ara veren gök, sustu. Geceye ninni söyleyen yağmurla başbaşaydım. Güzeldi ...

Daha Oku

MEHLİKA PULAT ile SÖYLEŞİ

“Resim bitmiyor. Belki de işin güzel yanı bu. Hiç vuslata erememek… Aşk ilişkisi yani…” Mehlika Pulat’ın 3. kişisel resim sergisi 18-29 Mart 2013 tarihleri arasında ANKUSEV’de (Ankara Üniversitesi Kültürevi) açılıyor. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden kimya mühendisi olarak mezun olan Prof. Mehlika Pulat, halen Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nde öğretim ...

Daha Oku

Platonik Daddara

“Otuz beş, yüz doksan! Otuz beş, yüz doksan!” “Otuz beş yüz doksan araç sahipleri, aracınızı bulunduğu yerden kaldırınız! Yol çalışması vardır, aksi takdirde aracınız çekilecektir!” Dışarıdaki hummalı çalışmanın gürültüsü yetmezmiş gibi, polis arabasından yükselen ses de bir türlü susmuyordu. Hele sokağa korku püskürten o sireni yok mu, beynimi pinçik pinçik ...

Daha Oku

Verevine Uçan Kuş

                                                                                                       Ece AYHAN’ın anısına… Kapıyı kırıp içeri giren çocuk, çürümüş ahşap kokusuyla selamlaştı önce. Üzgülü bir fısıltıyla yukarı uzanan metruk evin merdiveniyle sonra da… Diri sözcükler yükseliyordu kırık dökük basamaklardan. ...

Daha Oku