Bilindiği üzere İstanbul 20 Mayıs 2015 akşamı Haliç Kongere Merkezinde ilk kez misafir etti Garrett’ı. Yapı Kredi sponsorluğunda, İEG Live ve Piu Müzik işbirliğiyle “Good Music in Town” konserleri kapsamında ve aynı zamanda David Garrett 2015 resital turnesi dahilinde sahnedeki yerini aldı ünlü keman sanatçısı.




Herkesin bildiği cümleleri tekrar etmeyeceğim: Kemanın Dahi Çocuğu, The Devil’s Violinist, Muheteşem Cross-over, Büyük Virtüöz…
Bunlar Garrett için söylenmiş ve herkesin bildiği tanımlamalar. Türkiye’de ilk kez konser veren bu muhteşem müzik adamını ben de o gece ilk kez izleyenler arasındaydım. Uzun yıllar keman çalmış biri olarak, bu tanımlamaların çok ötesinde bir müzisyen izledim sahnede. Görülmemiş bir aura, görülmemiş bir varoluş… Sahneye adım attığı andan itibaren seyirciyi hipnotize eden lirik bir esinti…

Sahneye kendisine piyanosuyla eşlik eden Julien Quentin ve sayfa çeviricisi kadınla birlikte çıkması onun düşük egosunun bir göstergesiydi adeta. Sahnede verilecek olan bir resitalin, sadece kendisinin eseri olarak görülmesini değil, diğer iki kişinin de paylaştığı bir emekle gerçekleştiğini bilen ve buna saygı duyan bu tavrı takdire şayandı. Herkesin uzun süre tartıştığı modern giyim tarzı (kanvas pantolonu ve botları) onun klasikçi değil, cross-over bir sanatçı olduğu yolunda söylemlere neden olsa da o, kendisini herzaman bir klasik keman yorumcusu olduğunu vurguladı ve sahnede de bize bunu doyumsuz bir şekilde yaşattı.
Johannes Brahms‘ın Thuner Sonate keman ve piyano sonatının ilk notası piyanoda basıldığı anda gerçek bir klasik müzik yorumcusunu dinleyeceğimizi hissetmiştik.

İnanılmaz sempatik tavırlarının yanı sıra, izleyiciyle kemanı arasına koyduğu ölçülü mesafe, onun kemanıyla olan trans halinin zeminiydi. Arşeyi eline aldığı anda başka bir dünyaya geçen sanatçı, aynı dünyaya izleyicisini de götürmeyi başarıyordu işte. Belki de daha önce defalarca dinlediğiniz bir eseri Garett‘ın yorumuyla yeniden keşfediyordunuz. Keman çalarken segilediği (bilinçli bir aktörlükle yapılmayan) sahne duruşu ve mimikleri onun gerçekten bu sanatı özünde yaşadığı ve yaşattığının en büyük göstergesiydi.

Konstantin Stanislavski “Sahnede her parlayan altın değildir” der. Çok uzun yıllar müzik eğitimi almak, hayatını müziğe adamak, çok ünlü olmak… Bunlar yeterli değildir sahnede parlamaya. David Garrett bunların hepsini fazlasıyla başarmış bir sanatçı elbet, ama onun, som altın kadar değerli olması ve sahnede parlamasının sebebi kesinlikle bunlar değil; kendisine ait olan sahne ışıltısı, kemanıyla yaşadığı o büyük aşktır işte.
Konserin finalinde izleyicisine selam vermek için eğildiğinde, avuçlarıyla sıkıca tuttuğu kemanını, salyangoz olarakta adlandırdığımız kıvrık ucundan öpmesi bunun en önemli göstergesiydi. Kemanına bir çeşit teşekkür eden, ona adeta “Ben değil biz başardık” dercesine sarılan, gelecek nesillere adını miras bırakacak derecede büyük bir sanatçıdır David Garrett.

Bölümler halinde dört Brahms eseri icra eden sanatçı, heyecanını bastıramayan ve sahne önüne akın eden izleyicinin tezahüratları eşliğinde; Brahms’dan Hungarian Dance ve Michael Jackson‘dan Smooth Criminal ile bis yaparak, tıpkı sahneye çıkışı gibi piyanist Ouentin ile birlikte ayrıldı sahneden.

Bu özel sanatçının 2015 resital turnesinin İstanbul durağından da bizlere: Yakışıklı yüzü, sempatik “Merhaba İstanbol” selamı, klasik müzikle tezat düşen kıyafeti, yukarıdan toplanmış sarı saçları ve hepsinden önemlisi, o dahi parmakların bastığı kemanından yükselen eşsiz müzik ziyafeti yadigâr kaldı. Ama daha da önemlisi, dünyanın en önemli virtüözleri arasındaki yerini çoktan almış olan Garret’ın giyim ve yaşam tarzı, aynı zamanda Klasik Müzik eserlerinin, sadece elit bir kitlenin müziği olmadığının kanıtı olarak hafızalarımıza bir kez daha kazındı.

Bazı sanatçılar sahne için varolur. Onları cd’lerden ne kadar dinlerseniz dinleyin sahnede bambaşkadırlar. İşte David Garrett böyle üstün bir yetenekle, böyle bir karizmayla donanmış, bambaşka bir ekoldür. Bizlere yaşattığı bu muhteşem resital için tüm İstanbul’lu müzikseverler adına kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Her daim müzikle olmanız dileğiyle…

 

Gülce Ataseven

Comments are closed.