O müzik dünyasının en “Şahsına münhasır” sanatçılarından biri. Şarkılarıyla, sahne şovlarıyla, kostümleriyle, videolarıyla, özel hayatıyla bu camianın fotokopi yıldızlarından çok farklı bir yerde.

İlk çıktığı yıllardaki gibi popüler kültür’e çok hizmet etmiyor ama “Bu sefer ne yaptı acaba?” merakını uyandırmayı her zaman başarıyor. Bjork‘ü yıllardır ayakta tutan en büyük güç bu olsa gerek: Yaratıcılığı…


İzlanda’da klasik piyano eğitimiyle başlayan müzikal kariyeri birgün radyoda söylediği Tina Charles parçası “I Love To Love” ile bambaşka boyutlara ulaştı. Onu radyoda dinleyen Fálkinn plak şirketi yapımcıları ilk albümünün kayıtları için anlaştığında  Bjork’ün yaşı henüz onikiydi. Kendi adını taşıyan ilk resmi albümü 1977 yılında yayınlandı.

Daha sonraki yıllarda Tappi Tikkarrass, KUKL gibi birçok grupta solistlik yapan Bjork için hayatının en önemli tarihi 8 Haziran 1986 oldu. Çünkü bu tarihte hem grup arkadaşlarından biri olan gitarist eşi Thor Eldon ile olan birlikteliğinden  Sindri dünyaya geldi hem de onun müzikal kariyerinde bir dönüm noktası olan The Sugarcubes grubu kuruldu. Grubun çalışmaları İngiltere’de çok beğenilince One Little Indian adlı plak şirketi onları kadrolarına kattı. İlk The Sugarcubes albümü Life’s Too Good 1988 yılında çıktı. Grup dağıldıkları 1992 yılına kadar iki albüm daha yayınladı. Bu süre içerisinde çıkan Coldsweat, Birthday/Christmas, Regina gibi single’ları İngiltere İndie listelerinde 1 numaraya kadar yükseldi.

The Sugarcubes’un dağılması Bjork için tabi ki bir son değil, yeni bir başlangıçtı. Bu başlangıcın ilk sonucu Bjork’ün eşi Thor’dan ayrılması ve oğluyla Londra’ya yerleşmesi oldu. Daha sonra Massive Attack ile olan çalışmalarıyla  tanınan prodüktör Nellee Hooper ile ilk solo albümü (1977 tarihli  “Bjork” sayılmazsa) olan Debut için çalışmalara başladı. Haziran 1993’de çıkan albümde yer alan Human Behaviour, Venus As a Boy, Big Time Sensuality, Violently Happy ve The Young Americans filminde de kullanılan David Arnold ortak çalışması Play Dead büyük hit oldu.

Bütün bu başarılar ona 1994 yılında iki Adet Brit ödülü kazandırdı. Aynı yıl Madonna‘nın Bedtime Stories albümü için de Bedtime Story adlı bir parça yazan Bjork sonunda müzik dünyasının saygıdeğer yıldızları arasındaydı. 1995’de yayınlanan ikinci albümü Post ona en büyük liste başarılarını getirdi.

Bu kez Nellee Hooper dışında Tricky ve Howie B gibi isimlerle de çalışan Bjork, albümde yer alan Army Of Me, Isobel, Hyperballad gibi parçalarla yine büyük ses getirdi. Özellikle It’s Oh So Quite albümün hit parçası olurken diskografisinde İngiltere listelerinde ilk 5’e giren tek single’ı oldu.

Bjork 1997 Eylül ayında benim de favori albümlerim arasında yer alan Homegenic başlıklı üçüncü albümünü çıkardı. Daha önceki çalışmalarına göre yaylıların öne çıktığı deneysel bir albüm olan Homogenic videolarıyla çok konuşuldu. Joga, Bachelorette, Hunter, All Is Full Of Love albümün öne çıkan parçaları oldu.

Temmuz 1998’de ilk kez Türkiye’ye konser vermek üzere gelen Bjork, Harbiye‘de aralarında benimde olduğum binlerce hayranını mest etti. 2000 yılında film dünyasına adım atan  Bjork, Lars von Trier‘ın “Dancer In The Dark” adlı filminde oynadı ve bu filmde gösterdiği performansla Cannes Film Festivali‘nde “En İyi Aktrist” ödülünü kazandı.  Film için Selmasongs adlı bir soundtrack hazırladı. 2001 yılında yayınlanan Vespertine adlı albümü ise Bjork’ün en hızlı satan albümü oldu.Yıl sonunda albümün satışı iki milyon adeti geçti. Daha içe dönük, kadının iç dünyasını anlatan bir albüm olan “Vespertine”; Hidden Place, Pagan Poetry ve Cacoon adlı single’larla listelerde yer buldu.

2002 Yılında Amerikalı fotoğraf sanatçısı Matthew Barney ile birlikteliklerinden kızları Isadora dünyaya geldi. Aynı yıl Greatest Hits başlıklı ilk toplama albümünü yayınlayan Bjork, iki yıl sonra 2004’de sade elektronik düzenlemelerle yapılmış vokallerin ön planda olduğu parçalar içeren Medúlla başlıklı beşinci albümünü çıkardı. Albümün ilk single’ı Oceania Atina’da yapılan Yaz Olimpiyatları’nın resmi parçası oldu. Birkaç performans dışında albümle ilgili herhangi bir konser vermeyen ve turneye çıkmayan Bjork bütün bunlara rağmen aralarında Brit ve Q Magazine ödülleri’ni de içeren birçok ödülün sahibi oldu.

2005 yılında partneri Matthew Barney’nin yönetmenliğini yaptığı “Drawing Restraint 9” adlı filmde rol aldı.  Tarih 2006 Kasım ayını gösterdiğinde tek konserlik bir proje için eski grubu The Sugarcubes ile biraraya gelen İzlandalı müzisyen bir yıl sonrada Volta adlı 6. albümünü yayınladı. İlk single Earth Intruders onu Big Time Sensuality’den sonra ilk kez Billboard Hot 100 listesine soktu. Albüm ise Amerika’da Top 10’e giren ilk çalışması oldu. Albüm çıktıktan sonra onsekiz aylık bir dünya turnesine çıkan Bjork, neredeyse dünyada konser vermedik yer bırakmadı. Hatta 23 Temmuz 2008’de 10 yıl aradan sonra bir kez daha Türk hayranlarıyla buluştu. 2010 yılında müzik dünyasının prestijli ödüllerinden biri olan “Polar Music Awards”a layık görülen sanatçı aynı yıl onun kariyerinde önemli yeri olan ünlü modacı Alexander McQueen’nin cenaze töreninde performansıyla göz doldurdu.

Gelelim yeni Bjork albümüne.  4 yıl aradan sonra 26 Eylül’de çıkacak olan albüm Biophilia adını taşıyor.  Ipad üzerinden yayınlanacak dünyanın ilk App albümü olacak olan “Biophilia” için Bjork “Bir multimedya derlemesi” tanımını yapıyor. İlk single “Crystalline” 28 Haziran’da çıktı. Prodüktörlüğünü Eddie Jefferys ve Jason Morrison‘dan kurulu İngiliz ikili 16bit ve Bjork‘un yaptığı parçanın remisklerle desteklenen full versiyonu dijital ortamda bugün yayınlandı. Video ise Bjork’ün uzun yıllardır birlikte çalıştığı Michel Gondry tarafından çekildi. İşte Bjork’ü ve şahane videolarını özleyenlere: “Crystalline”

Yazar : Ahmet Baran İlter / 29 Temmuz 2011

İstanbul'da Sanat Editoryal Takımı; Güzel sanatlar, edebiyat, müzik ve tiyatro öğrenimi görmüş dört kişiden oluşan bir ekiptir. İstanbul'da Sanat içeriğinin düzenlenmesinde etkindirler. İçeriğie alınacak etkinlik, makale, söyleşi ve yazının danışma kurulu onaylı takipçisi ve karar vericisidirler.

Editor

Comments are closed.