8 Güzel

Öykünün Simgeleri

Share this on WhatsApp “Kıyametin cinneti sollayacağı bir güne uyandığımızdan henüz habersizdik. Uyandığımız dediğime bakma, cümleten ayakta uyuyorduk aslında.” Gözlüklerinin gerisinden satırlarıma dik dik bakıp “Yeni değildi horultu bağımlılığımız,” dedi yılgın bir sesle. “Cahil işiydi kâbus kıvamında pinekleyişimiz.” Beni kucağına bırakmadan önce elli ikinci sayfamın sol ucunu yakmayı geçirdi aklından kadın, ama vazgeçti sonra. Geriye yaslanıp okumaktan yorulmuş gözlerini usulca kapadı. Böylece elli ikinci ve elli üçüncü sayfalarımın bütün harfleri onu seyre koyuldu. okağa sığınmış çocuk seslerine kol kanat geren uğultuyu dinliyordu kadın. Bir yandan da suratının yarısını kaplayan kederi silip süpürecek bir şeylerin peşinde koşuyormuş gibi, derin derin soluk alıp veriyordu. Uzandığı kanapede üç beş dakika süren bu hayali koşudan sonra gözlerini aralayıp harflerime baktı. Bir tüy hafifliğindeki parmaklarıyla satırlarımı okşamaya başladığında, onu büyüleyen cümlelerimden ruhuna sızan gizemi algıladığını hissettim. Anlam sarhoşluğuyla doğrulan kadın, biraz daha dik oturdu. “Onca miskinliğe rağmen, aylığı bilmem kaç liralık internet bağlantısıyla kendimizi dünyaya yazar, sanatçı ve hatta bulunmaz hint kumaşı ilan ettiğimiz günlerden geçiyorduk bir yandan da… Elimizde heba olmaktan bezgindi hayatlarımız.” Okuduğu…

8 Güzel

more
  • Ab Uno Disce Omnes

    8
  • Manşet

    8
  • Güncel

    8
  • Edebiyat

    8

Okuyucuyu severiz ama düşünen okuyucuyu daha da çok severiz... Kısa hikâyedeki biçimlendirilmiş satırları takip ederseniz sona doğru  'kemikli el'in sizi de kavradığını hissedecekseniz. Ve işte ödüllü sorunuz da burada sırıtıyor yüzünüze bakıp bakıp...

Peki nedir bu kemikli el, hikâyede neyi temsil edip adlandırıyor?

Bu soruya en doğru yanıtı veren cefakar dostumuza, yazarımız ve dostumuz Asuman Aksel Portakal'ın önerdiği güzelinden seçilmiş bir kitap armağan edeceğimizi ve kendisini kendimizden sayacağımızı belirtmeyi bir borç biliriz.

Yorumlarınızla bekleniyorsunuz.

www.istanbuldasanat.org
Ekibi

8

“Kıyametin cinneti sollayacağı bir güne uyandığımızdan henüz habersizdik. Uyandığımız dediğime bakma, cümleten ayakta uyuyorduk aslında.”

Gözlüklerinin gerisinden satırlarıma dik dik bakıp “Yeni değildi horultu bağımlılığımız,” dedi yılgın bir sesle. “Cahil işiydi kâbus kıvamında pinekleyişimiz.”

Beni kucağına bırakmadan önce elli ikinci sayfamın sol ucunu yakmayı geçirdi aklından kadın, ama vazgeçti sonra. Geriye yaslanıp okumaktan yorulmuş gözlerini usulca kapadı. Böylece elli ikinci ve elli üçüncü sayfalarımın bütün harfleri onu seyre koyuldu.

Sokağa sığınmış çocuk seslerine kol kanat geren uğultuyu dinliyordu kadın. Bir yandan da suratının yarısını kaplayan kederi silip süpürecek bir şeylerin peşinde koşuyormuş gibi, derin derin soluk alıp veriyordu. Uzandığı kanapede üç beş dakika süren bu hayali koşudan sonra gözlerini aralayıp harflerime baktı. Bir tüy hafifliğindeki parmaklarıyla satırlarımı okşamaya başladığında, onu büyüleyen cümlelerimden ruhuna sızan gizemi algıladığını hissettim.

Anlam sarhoşluğuyla doğrulan kadın, biraz daha dik oturdu.

“Onca miskinliğe rağmen, aylığı bilmem kaç liralık internet bağlantısıyla kendimizi dünyaya yazar, sanatçı ve hatta bulunmaz hint kumaşı ilan ettiğimiz günlerden geçiyorduk bir yandan da… Elimizde heba olmaktan bezgindi hayatlarımız.”

Okuduğu iki satırla dili çözülen okur az değildi, ama böylesine pek denk gelmemiştim. Nicedir sırdaşı olmuştum bu kadının. Aynı sayfalarımı açtığı her gün, aynı satırlarıma baka baka anlatıyordu. Okuruna yoldaş olmuş bir kitabın dilsiz sabrıyla dinliyordum onu.

“Biz, kendini bilmez uyuşuklar, dünya aleme dinleyicisi olmayan fiber optik nutuklar çekerken, kıçımızdaki dona kadar bizi soyup soğana çeviren en azılı hırsızlar, meczup dizgicilerle kol geziyordu aramızda. Ellerine tutuşturulan senaryo metinlerini bile dizme yetisinden yoksundu eli yüzü kapkara eski zaman mürettipleri. Onları ciddiye alan pek olmadığı gibi, fiber havamızı bir günde söndürebileceklerine de kimse ihtimal vermiyordu.”

Son iki cümleyi yüksek sesle söyleyen kadına hayretle baktım. Elini kolunu sallaya sallaya saydırırken, öfkesinden sararmış yapraklarım bile ürperiyordu.

“Hayatlarımızı iç eden yalan tacirlerinin düzmece masallarıyla günde yirmi dört saat kâbus üstüne kâbus görüyorduk. Doymuyorduk karanlık uykulara fiber optik sanrılarla. Bir tıkla dünyanın öbür ucunda bir şeydik ya, yaşasındı iletişim çağı ve onun yeni oyuncakları…”

Gözlerini elli üçüncü sayfamın sağ üst köşesine diken kadın, yine sustu. Suratının gölgeli yarısını sessiz harflerime bırakıp odayı izlemeye koyuldum. Karanlık bugün de erken iniyordu miskinliğimize. Gittikçe solan ışıkla duvarlar birbirine sokuluyor; bir ölüm sessizliğiyle küçülüyordu oda.

Harflerim kadının dudaklarının solgun kıpırtısına bulaşan ıstıraba yoldaşlık ederken, o kurdelemi koparırcasına çekiştirmeye başladı. Arkasından çığlığa benzer bir cümle döküldü ağzından.

“Delimsek bir curnatayı yaşayan hasta coğrafyanın… Evet, o hasta coğrafyanın… nefes darlığından başka bir şey değildik!”

Usul usul üstümüze gelen duvarların sıkıntısıyla hışırdadım. Karanlığın zifiriyle boğuşurken, odanın kapısı küflü bir gıcırtıyla açıldı. Kanepeye ilerleyen sert adımlarla titredi döşeme. “Yine mi bu kitap?” diye söylenerek bana uzanan o kemikli eli daha önce hiç görmemiştim.

“Duvarları çek üstümden!” diye bağırdı bana sımsıkı sarılan kadın. Onu duymazdan gelen kemikli el, bir hamlede beni ele geçirdi. Duvarın önüne katıp yanı başımıza kadar sürüklediği sobanın kapağını açtığı gibi içine attı.

Kadın o kör odada, ben bu cehennem ateşinde harıl harıl yanıp kül olduk.

Asuman Portakal

Resim: SylC

Ressam, yazar, edebiyatçı bir sanat insanı Asuman Aksel Portakal; 1978 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden (MSÜ) mezun oldu. Kâğıtlara, duvarlara, resim defterlerine düşlerini boyayan çocuklara 24 yıl rehberlik etti. Çeşitli karma sergilere katıldı, iki kişisel sergi açtı. Yapıtları Türkiye’den başka, İrlanda, İsveç, Japonya, İsviçre, Yunanistan’da özel koleksiyonlarda yer aldı. Çocuklar için yazdığı, “Çok Komiksin Margarita” ve “Geveze Çizgiler” kitaplarıyla ödüller kazandı. Yetişkinler için yazdığı öykü ve denemeleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. Çocukları, doğayı, renklerle oynamayı, okumayı, yazmayı çok seviyor. Bir de gülmeyi…

Asuman Aksel Portakal

Comments are closed.