En stresli ve mutsuz anlarımızda “-Çık şöyle çıplak ayakla toprağa bas, gel.” denir. Doğadır aslında bizi stresten arındırıp mutlu eden.

Tatillerimizde, AVM’lerde alışveriş yapmak değil, toprak kokusu varsa deniz kokusu almak, hava güzelse çimlerde oturmak mutlu eder. Hele de parkta, bahçede, deniz kıyısında otururken, kedi köpek sevmenin vereceği mutluluk paha biçilemez, bilen bilir. Patili dostlarımızı severken gözlerimizin içine bakmaları mutlulukların en doğalı, en güzellerindendir, sevdiğin birine uzun zaman sonra kavuşmuşçasına mutlu eder o patiler. Onlarla birlikte koşup oynamak, gözümüzün içine bakıp hadi sopayı, topu at da getireyim demeleri o kadar samimidir ki, o an insana en yakın gelen varlıktır.

Sanatta, bilimde hep doğa incelenir, doğa taklit edilir. En güzel fotoğraflar doğa fotoğraflarıdır. “Vay be ne güzel renkler, ne güzel çekmiş” demek aslında doğaya yapılmış bir iltifattır. O’nu çeken, resmeden sadece bir aracıdır. Doğayı yansıtan her fotoğrafa, videoya, resme, heykele verilen ödül aslında bizzat doğanın kendisine verilir, bize bu canlılığı bu renkleri sunduğun için bu en değerli ödülü sana layık gördük demektir satır arasında. O’nu en güzel yansıtan hatırlanır yıllarca, yüzyıllarca, insanlık var oldukça..

Kuş cıvıltıları şiirlere, su sesi müziğe, dağ manzarası resme, ilham verir. Her şey unutulur doğanın içindeyken. O an kredi kartının son ödemesi, hafta sonu oynanacak maç, pazartesi günkü toplantının bir önemi yoktur çünkü as’lolan o saf oksijen, saf renkler ve seslerdir.

Hep en güzel manzaralarda, doğanın tam içinde olan yerler için: “Vay be! İnsan burada ne yaratıcı olur, ne resim yapar ne şiir yazar” denir. Çünkü insanoğlunun yaratıcılığını tetikleyen en önemli öğedir Doğa.
Gerisiyse teferruattır.

1983 Edirne doğumlu 91'den beri İstanbullu, Anadolu lisesinde sayısal okurken "Bu böyle olmaz deyip" güzel sanatlar fakültesine hazirlanir ve nihayetinde seramik heykel bölümüne girip sindire sindire mezun olur. 2004'ten beri profesyonel fotoğrafçılık ve tekstil profesyoneli olarak çalışmakta ama asıl önemlisi O'nun için okumaktır. Bu sebeple okul ve tarih aşkından 30 yaşında istanbul Üniversitesi tarih bölümüne kayit olur. Hayatının vazgeçilmezleri; tarih, sanat, arkeoloji, müzik, antropoloji, felsefe, sosyoloji, edebiyat kitapları, bilimum müzeler, sergiler, klasik müzik konserleri, kediler, köpekler aslinda tüm hayvanlar ve doğadır. Ögrenmeye hep devam eder o yüzden bu liste hep uzar gider aslinda.

Uğur Ersöz

Comments are closed.