İstanbulum, Heyamola Yayınları
Semt Kitapları – Külliyat

İstanbul’un, Avrupa Kültür Başkenti ilan eylendiği 2010 senesi ağır aksak geçiyor. Dişe damağa dokunur bir etkinlik ortaya konduğunu söylemek zor. Gerçi henüz sene bitmedi ama; mütebaki zamanlarda da öyle aman aman bir şeyler olamayacağı şimdiden ortaya çıktı. Bu başarısızlıkta, kurumlar ve şahıslar arası çekişmeler, didişmeler, kapışmalar, namütenahi sürüp giden polemikler ve bize mahsus organize olma kabiliyetsizlikleri başlıca nedensellikler. Kültür Sarayı’nın bile devreye sokulamadığı, mış gibi yapmaca etkinlikleri ile dolu 2010 Avrupa Kültür Başkenti serüveni boyunca, ülkenin onurunu, edebiyatçıların kurtaracağını biri söylese hayra yormazdım. Bu bana olanaksız, inanılmaz ve absürd gözükürdü. Çünkü, çekişme, didişme, kapışma, polemik ve organizasyon beceriksizliği dendi mi biz edebiyatçılar birinci geliriz. Bu nakıs meziyetler(!), bizim en önde olduğumuz alanlardır.

Bu konuda kimse bizle yarış edemez, hatta elimize su bile dökemez.

Gel gör ki; bin yıl geçse bile gerçekleşmeyecek bir mucize hasıl oldu ve edebiyatçılar, 2010 İstanbul Kültür Başkenti serüveninde ülkenin yüz akı oldular. Organizasyonun haysiyetini kurtarıp memleketin yüzünü ağarttılar. Elbirliği, imece ve empati ile olağanüstü değerli bir yaratının ve hazinenin oluşmasına katkı sağladılar. Dünya durdukça daha da değerlenecek olan bir kentsel kültür hazinesi oluşturmayı başardılar.

Bu nasıl oldu? Açalım.

Benzersiz Külliyat

2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğini alan Heyamola Yayınları, kırk İstanbullu yazara kırk semtin kitabını sipariş etti. Kitaplar ortaya çıkmaya başladığında da yapılan işin ne kadar önemli bir şey olduğu yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı. Çünkü yayınevi projeyi ortaya koyarken akıllıca bazı tercihlerde bulunmuştu. Belli bir yaşı geçmiş, belli bir yazarlık kariyerine ulaşmış, derin yaşamışlık ve tecrübeler taşıyan, yetkin ve saygın yazarlara sipariş edilmişti kitaplar. Söz konusu meziyetlere sahip yazarların kaleme aldığı kitaplar bir bir yayınlanmaya başladığında görüldü ki; İstanbul için eşi benzeri bulunmayan bir külliyat ortaya çıkmış.

Kitaplar ilk başta kırk adet düşünülmüş. Fakat ortaya çıkan külliyatın göz kamaştırıcı değeri karşısında ikinci bir kırk kitap daha hazırlanmasına karar verilmiş ve kırk yazara daha kırk semtin kitabı sipariş edilmiş. İkinci kırk parti kitabın da Kitap Fuarı’na yetiştirilmesi hedefleniyor.

“İstanbulum” adı verilen projenin ilk 40 kitaplık bölümünde Heyamola Yayınları ve Proje Yayın Yönetmeni olarak Ömer Asan’ın adı geçiyor. İstanbul 2010 Edebiyat Yönetmeni olarak Ahmet Kot, yayın danışmanı olarak Eray Canberk, editörler olarak da İbrahim Dizman, Celal Özcan, Faruk Göncüoğlu, Mehmet İlhan’ın adları geçiyor. İkinci parti kitaplar ise tecrübeli editör Rozerin Doğan yönetiminde yayına hazırlanıyor.

Nostaljik Duygular

Söz konusu proje kapsamında yayımlanan kitaplardan şimdilik sekiz tanesini okuyabildim. Bunlar, Doğan Hızlan’ın yazdığı Hayatın ve Mesleğin Birleştiği Yer Cağaloğlu, Haydar Ergülen’in yazdığı Azıcık Cihangir, Gülsüm Cengiz’in yazdığı Boğazdaki Mutlu Çocuk Kuzguncuk, Cüneyt Altunç’un yazdığı Suadiye Suadiye, Hıfzı Topuz’un yazdığı Nişantaşı Anıları, Hasan Öztoprak’ın yazdığı Draman Hatırası, Mine Söğüt’ün yazdığı Kürt Kediler Çingene Kelebekler: Dolapdere, Ari Çokona’nın yazdığı Benim Prens Adalarım

Kitapları çok beğendim. Mütevazi, dingin ve amacına uygun buldum.

Bu seriden yayınlanmış diğer kitapları da okumak, en azından okuyamasam bile arşivde bulundurmak, ara sıra açıp açıp göz atmak isterim. Yayımlanmış kitaplar arasında ismi de yazarı da öylesine vaadkar olanları var ki: Örneğin; Melisa Gürpınar’dan Çamlıca’dan Yel değirmeni’ne Rüzgarın Peşinde, Talin Büyükkürkçiyan’dan Feriköy Anılarda, Süleyman Faruk Göncüoğlu’ndan Kısa Metrajlı Film Tadında Eyüp, Sennur Sezer’den Kasımpaşa, Sema Kancan’dan Unutulmuş Bir Boğaziçi Yerleşimi Beykoz, Selçuk Erez’den, Ayamama’dan Zuhuratbaba’ya Bakırköy, Saadet Arıkan Özkal’dan Saklı Bahçeler Bir Şişli Esintisi, Reyhan Çorak’tan Çengelköy, Refet Özkan’dan Maltepe, Öner Ciravoğlu’ndan Bir Suriçi Rüyası Fındıkzade, Ömer Erdem’den Üsküdar, Orhan Okay’dan Balat, Oğuz Karakartal’dan Ağabey Hisar Anadoluhisarı, Nusret Karaca’dan Ben Haliç, Nail Güreli’den Dünden Bugüne Babıali vesaire, vesaire, vesaire…

Gerek yazarların isimleri gerekse de ele aldıkları semtlerin çağrışımları ve imgeleri göz önüne alındığında gerçekten de bu kitapları okumak için istek duyuyor insan. Okuyanlarsa çok daha farklı duygularla karşı karşıya kalıyorlar. Bir kere yayınevinin kuru birer monografi ya da ciddi birer inceleme-araştırma kitabı değil de; usta edebiyatçıların kaleminden çıkma edebi metinler talep etmiş olması işi uçurmuş. Hepsi de yetkin yazarlar olan söz konusu şahsiyetler kişisel tarihlerinde büyük yer tuttuğu anlaşılan bu semtlere ait nostaljik duygularını, hatıralarını, derin bilgi ve tanıklıklarını ortaya dökmeye başladıklarında tadına doyulmaz metinler çıkmış ortaya. İçten ve tutkulu bir anı türü edebiyatın, naftalinli, hüzünlü, duygulu, harika türevleri çıkmış ortaya.

Hepimiz Ahmet Rasim’in, Reşat Ekrem Koçu’nun İstanbul hakkında etraflıca malumat veren külliyatlarına bayılır, özeniriz. İşte bu serinde çıkan kitaplar tek tek ele alındıklarında bu önemli yazarların külliyatına denk iş yapmış sayılmazlar belki; ama seri bir bütün olarak ele alındığında Ahmet Rasim’e de Reşat Ekrem’e de hoş bir selam çakan çok değerli bir başka asri hazinenin ortaya çıktığı ve edebiyatın kayıtlarına geçirildiği anlaşılmakta.

Sanıyorum ki; gelecekte insanlar, 20. Yüzyıl İstanbul’unda neler olup bittiğini, insanların nasıl yaşadığını, hangi duyguların peşinden koştuğunu, nelerin etkisinde kalıp, neyin özlemini duyduklarını anlayabilmek için bu değerli “derleme-araştırma-anı” türü edebiyat kitaplarına başvuracaklar. Ve aradıklarından çok daha fazlasını bulacaklar.

Edebiyatın Güçlü Kalemleri

İstanbulum serisi kitapları edebiyat muhitinde de ilgi gördü. Saygın kitapevlerinde hem set olarak hem de tek tek, prestijli bir şekilde sergileniyor. Okur ilgisi de hiç fena gözükmüyor. Her baskıdan 2000’er adet, 2010 Ajansı tarafından alınarak belli başlı kütüphanelere dağıtılıyormuş. Yani bu değerli külliyata erişmek isteyenler tüm kitapları satın almak zorunda kalmayacaklar. Ciddi kütüphanelerde hepsi bir arada bulunabilecek.

Projenin başarılı ilk devresinden sonra ikinci devre için de edebiyatın güçlü kalemleri ile anlaşmalar yapıldığını biliyoruz. Tunca Arslan’ın Süreyyapaşa’yı, Vecdi Çıracıoğlu’nun Rumelihisarı’nı, Mahir Öztaş’ın Taksim’i, Süreyyya Evren’in Divanyolu’nu, Piraye Şengel’in Acıbadem’i, Altay Öktem’in Bağlarbaşı’nı, Rahmi Öğdül’ün Kocamustafapaşa’yı yazdığını bilmekteyiz. Yayınevi yöneticileri lütfedip bana da öneri sundular. Bağdat Caddesi’ni üstlendim. Ülkemizdeki orta ve küçük burjuvazinin ironik tarihini yazmak üzere…

Gerek 2010 Ajansı’na gerek Heyamola Yayınları’na, Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a yaraşır böyle anlamlı bir projeyi gerçekleştirerek eşi zor bulunur bir kentsel kültür külliyatını ülkemize kazandırdıkları için teşekkür borçluyuz. Bir de otomobillerin saltanat ve dehşetinden yaşayacak alan bulamadığımız bu kanayan tarihi kentte, belediyelerin ve mimarların, görev ve sorumluluklarına bu kitaplar perspektifinden bir bakmasını çok isterim. O vakit bir zamanların İstanbul’una dair asude ve narin, incelikli ve duygulu yaşamın hatırasına belki bir şeyler yaparlar da sürüp giden bu vandal kentleşmeyi hafifletecek, insanileştirecek bir şeyler yaparlar…

Elimde olsa bu kitapları mimarlık fakültelerinde ders olarak okuturdum…

Hikmet Temel Akarsu
İstanbul, 12 Temmuz 2010

Birgün Kitap Eki’nin 24 Temmuz 2010 tarihli nüshasında yayınlandı.

Romancı, öykücü ve hiciv yazarı Hikmet Temel Akarsu 1960 yılında Gümüşhane'de doğdu. Dokuz yaşında ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. Mimarlık yapmayıp, kendini yaşam düşü olan yazarlığa adadı. Roman, öykü, deneme, makale, eleştiri, oyun ve senaryo yazarlığı da dahil olmak üzere edebiyatın hemen hemen her alanında ürün verdi. Sanatçı Pen Club, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Mimarlar Odası üyesi olup halen İstanbul'da Sanat Ekibi'nin Sanat Danışmanlığı'nı sürdürmektedir.

Hikmet Temel AKARSU

Comments are closed.