Daha üstünü olamaz. Müzik yoluyla Tanrı’ya yaklaşmak ve oradan insanlığa seslenmek…

(Beethoven)



İstanbul’da David Garret fırtınasından sonra en İyi Oda Müziği ve En iyi Enstrümantal Solocu Performansı -Sanatçı orkestralı ve orkestrasız olmak üzere bu ödülü iki kez aldı- En İyi Klasik Albüm gibi beş ayrı dalda Grammy ödülü sahibi 20 ve 21. Yüzyılın en önemli Keman Virtüözlerinden Itzhak Perlman, 28 Mayıs 2015 akşamı Seven Four Life sponsorluğunda ve Piu Music organizasyonuyla, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezinde dinleyicilerine harikulade bir resital sundu.

Ünlü piyanist Rohan de Silva‘nın eşlik ettiği resitalin harika geçmesinde Itzhak Perlman’ın payı yadırganamayacak kadar büyüktür ama eğer konseri izlemişseniz resital sırasında prodüksüyondan kaynaklanan temel sorunları da kesinlikle fark etmişsinizdir. Ancak tüm bu aksaklıklara rağmen 65 yaşındaki virtüoz, 1714 yılı yapımı antik Soil Stradivarius kemanıyla kitapçıklara bile yanlış olarak basılan program akışını doğru bir şekilde ve ustalıkla yerine getirdi.

Yedi tepeli şehrimizde üçüncü kez konser veren eşsiz sanatçı, bu durumu sempatik bir biçimde yansıtarak hem dinleyicilerine hem de sanatına olan saygısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Klasik eserlerin yanı sıra, yeni eserlere de yer veren sanatçı özellikle Schindler’s List (Schindler’in Listesi) filminde, John Williams tarafından bestelenen ve dünyanın en ünlü melodilerinden biri haline gelen Ana Tema şarkısının icrasından sonra dinleyici tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.

Itzhak Perlman için ne yazılabilir ki: Yaşadığımız yüzyılın en önemli keman sanatçısı, keman yorumculuğunda 19. Yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın ilk yarısında yerleşip kökleşen Elman-Szigeti-Milstein-Kreisler-Heifetz-Menuhin-Oistrakh geleneğinin, geçen yüzyılın son çeyreğine damgasını vurmuş tek gerçek temsilcisi, orkestra şefi, ustalık sınıflarına (master class) ders veren keman öğretmeni, cantabile (şarkı söylercesine) çalış tekniğinin en önemli yorumcusu…

Daha üstünü olamaz. Müzik yoluyla Tanrı’ya yaklaşmak ve oradan insanlığa seslenmek… (Beethoven)

Sanatçı, Beethoven’ın bu sözlerini kanıtlarcasına kullandığı tekniklerle, kemanını vücudunun bir parçasıymışçasına sahiplenirken; yürümek için insanın ayaklarına, uçmak için ise kanatlara ihtiyacı olmadığını en iyi biçimde göstermekte…

Bazı insanlar bir dehadır. Kimileri bunu sayılara hükmederken gösterir, kimileri Tanrının katından bize seslenerek…

Dört yaşında geçirdiği çocuk felci sebebiyle ayaklarını kullanma engelini, çenesine dayadığı kemanıyla lir çalan meleklerin katından seslenerek kanıtlar bize dehalığını Perlman.
2013 yılında Hürriyet Gazetesinden Ayşe Arman‘a verdiği röportajında “Dört yaşında çocuk felci geçirdim ve keman en büyük aşkım oldu” diyen sanatçı, Arman’ın “Dünyanın en büyük kemancılarından birisi olmanızı çocuk felcine mi borçlusunuz yani” sorusuna; “Durumu böyle izah etmek istemem. Belki hastalanmasaydım da devam ederdim” cevabıyla bir nevi “Belki bu kadar büyük olamayabilirdim ama keman hayatımda hep varolurdu” demek ister gibiydi.
Kemanda kariyer yapmak istediğinde, felçli olduğu için bazı insanların kendisine şüpheyle yaklaşmasının Perlman’da, bir meydan okuma ve başarma gayretine dönmesi, belki de bugün bu keman dahisini dinleme hazzına erişmemizin en önemli sebeplerinden biridir.

Şüphesiz ki, Itzhak Perlman yaşadığı yüzyılın çok dışında, çok daha ilerisinde bir virtüöz. Buna rağmen bir o kadar da mütevazı bir kişilik.
O, tüm başarılarının üstüne: “Güzel bir duygu ama fazla ciddiye almıyorum.” diyebilecek kadar egosundan arınabilmiş bir sanatçı. Eşiyle birlikte Amerika Birleşik devletlerin de yaşayan ve ‘Ağaca şarkı söyletebilen’ bu eşsiz usta, umarım daha çok uzun yıllar sahnelerde olur ve kemanını dinleme hazzını biz müzisyen ve müzik-severlere yaşatır.
Dileğim budur…

Her daim müzikle olmanız dileğiyle…

Gülce Ataseven

Comments are closed.