Bir Kayıp Çağ Barbarı: CONAN

“Kabaran okyanusların Atlantis’i ve onun görkemli kentlerini yutmasından sonra, Aryas’ın oğullarının doğduğu bu çağda dünya üzerindeki imparatorluklar ve uygarlıklar, gökteki yıldızlar kadar dağınık, fakat belirgindi. Nemedya, Ophir, Brithunya, Hiperborya, kara saçlı kadınlarıyla ve gizemli örümcekler dolaşan kuleleriyle Zamora, şövalyeleriyle Zingara, Shem’in kutsal topraklarına sınır Koth, gölgelerin beklediği mezarlarıyla Stigya, binicileri çelik, ipek ve altın kuşanmış Hirkanya… Ama dünyadaki en mağrur krallık, batıda yüce bir hükümranlık süren düşler ülkesi Akilonya’ydı… İşte bu sıralarda Kimmeryalı Conan geldi. Elinden kılıcını hiç bırakmayan bu kara saçlı, şahin gözlü yiğit, bir hırsız, bir yağmacı, bir katildi. Derin hüzünler yaşamıştı ve dev coşkular… Ve tüm imparatorlukları sandallı ayağının altında çiğneyecekti…”



Barbar Conan

Kimmeryalı Barbar Conan


 
Barbar Conan‘ın hem Amerika’da hem de Türkiye’de eşzamanlı olarak, yeniden yayınlanmaya başlaması nedeniyle Lal Kitap tarafından piyasaya sunulan özel tanıtım yazısından derledik bu betimlemeleri.
 
Hemen anlaşılacağı üzere “Barbar döndü.” Tekrar yayınlanmaya başlandı. Klasik maceralarını içeren iki cilt albüm renkli ve kuşe kağıda son derecede özenli bir edisyonla Lal Kitap’tan çıktı. Koleksiyonerlerin bu albümleri mutlaka edinmelerini salık veririm. Bu arada maceranın devam edeceğini, Barbar Conan’ın yayın haklarını satın alan yeni şirketin eskisi kadar iddialı yayınlar vaat ettiğini kaydedip konunun bizi ilgilendiren tarafına geçelim…
 
Nedir bu “lanet olası”(!) barbarı bu kadar çekici kılan? Neden bu çizgi roman 34 yıldır bitmek bilmeyen bir iştahla tüketilmekte? Roman, çizgi roman, sinema vs. uyarlandığı her alanda onu cazibe merkezi haline getiren ne? Tüm dünyada, tüm zamanların en çok satan çizgi romanlarından biri olmasının nedeni ne? Kısaca incelemeye çalışalım:
 
Conan’ın yaratıcısı Robert E. Howard hikayelerinden birinin final tümcesinde şöyle der:
 
“Barbarlık insanın doğal halidir. Uygarlık ise olayların akışı sonucu oluşan anormal halidir ve sonunda hep barbarlık kazanacaktır.”
 
Barbar Conan tiplemesinin, ele alındığı her alanda bu denli büyük bir ilgi görmesinin en sade açıklaması bu tümcede yatmaktadır.
 
Conan diğer çizgi roman kahramanlarına benzemez. Cidden barbardır ve Spiderman, Superman vs. gibi düşmanını öldürmek noktasında tereddüt göstermez. En kanlı şekilde bitirir işini. Kadınlara zarar vermez. Ama çok zorda kalırsa, konu üzerinde fazlaca kafa yormaz; onlara da şiddet uygular. Bu açıdan bakıldığında diğer çizgi roman karakterlerinden daha sahicidir. Başı belaya girer; bazı maceralardan yenik ayrılır. Hırsızlık yapar ve bunu soylu bir amaç için değil sadece para kazanmak için yapar. Kısıtlı bir ahlak anlayışı vardır; yoksullara dokunmaz.
 
Conan karakteri devamlı değişime uğrar. İlk maceralarda saftır; neler olduğunu anlamaz. Büyüden korkar. Fakat ilerleyen maceralarda kurtlaşmaya başlar. “Uygar”(!) dünyanın nasıl işlediğini öğrenir. Bundan yararlanır ama her zaman büyüye ve soyluluğa karşı tavır almıştır. Pek çok hikayede barbarlığın özgürlük olduğunu ve soyluluk, uygarlık gibi kavramların insanı özünden uzaklaştırdığı ima edilir. Conan emir almaktan hiç hoşlanmaz. Girdiği her ortamda lider olmaya çalışır. Sonunda kral olur zaten. Conan’ın yaşlanıyor olması da hikayeye devamlılık kazandırır. Zaten (bildiğimiz) son hikayede Conan yaklaşık 65-70 yaşındadır ve eskisi gibi dövüşememektedir.
 
Conan’ın çağında kadın erkek ilişkileri basittir. Birkaçı hariç bütün kadınlar pasif konumdadır. Conan’ın çoğu macerasında yanında bir kadını olmuştur. Her ne kadar öyle bilinmese de Conan kadınlara kötü davranmaz. Onların düşüncelerine de önem verir. Ama kavga ve savaştan ibaret olan dünyada onların büyük oranda işlevsiz olduklarını düşünür.
 
Conan’ın dinle ilişkisi de değişiktir. Conan’ın tanrısı Crom kullarının dualarını pek dinlemez çünkü o, insanlarına doğuştan savaşma gücü vermiştir. Yani yeryüzünde ihtiyaç duyacakları en önemli şeyi peşin peşin vermiştir. Daha ne istemektedirler ki? O yüzden biraz kayıtsız bir tanrıdır Crom. Conan’ın siyah dostları da olmasına rağmen bazı hikayelerde ırkçılığa kaçan taraflar sezilebilir.
 
Conan basit bir kılıç-büyü konseptine dayanmamaktadır. Belki olay örüntülerinde çokça fantastik ve göksel olaylar olagelir ama bu gerçeküstücü tınılar, ortamı saran acımasız gerçekçiliği yok edemez. İnsanı insan yapan en kaba güdüleri iskontosuz bir şekilde yansıtır Conan. Dünya bir cangıldır ve hayat acımasızdır. Hayatta kalmak istiyorsan asla hata yapmamalı ve güçlü olmak zorundasındır. Gücünü bencilce kullanmalı, kimsenin gözünün yaşına bakmamalısındır. Bu konuda en ufak bir zaaf gösterecek olursan mezarlıkta yer hazırlatmana bile gerek yoktur. Başka barbarlar, kemiklerini köpeklerine yedireceklerdir.
 
Görüldüğü üzere Conan hayatın ta kendisidir. Ne eksik, ne fazla. Conan konsepti, bir büyük alegorik dizge içerisinde, bir kayıp çağ barbarının kimliğinde, gitgide acımasızlaşan ve korkunç hale gelen yaşamımızı anlatır. Liberalizmin dünya üzerinde kazandığı zaferlerine zaferler ekledikçe Conanesk(!) algı almış başını yürümüştür. Özellikle Conan’ın yaratıldığı ülke olan ABD’de yirminci yüzyıl boyunca temposunu artırarak gelişen liberal vahşi kapitalizm, serbest rekabet; kaybedenin elenmesine dayalı acımasız bir düzeni müesses kılarken, tüm dünya sevse de sevmese de; neticede bu kavrayışa intisab etmek zorunda kalmıştır. Bugün dünyada güçlünün güçsüzü acımasızca berhava ettiği, kazanmak için uygulanan her türlü pragmatizmin erdem sayıldığı, kurnazlık ve kaba kuvvetin kutsandığı, değer yargılarının işe geldiği gibi kullanıldığı bir güç tapıncının hükümranlığı söz konuysa, kısaca şu tümceyi kurmamızda hiçbir sakınca yoktur: Alem buysa kral Conan’dır!
 
İşte Conan’ın başarısı burada yatar.

Conan

Kimmeryali Conan- Robert E. Howard

Conan, en primitif çekirdek ailede, tecrübesiz oğlunu hayat kavgasına hazırlamak isteyen babanın verdiği diskurları bayrak edinmiştir. Düşenin dostu olmaz, merhametten maraz doğar, acıma acınacak hale düşersin, hayatta babana bile güvenme, hayat kavgasında tek başınasın vs. vs. vs. Bu diskurların ne denli ilkel, kaba, derinliksiz, “adice” ve sefil olduğunu bilsek de günlük hayat an be an bunların teyitlerini sergileyen bir film şeridi gibi devamlı gözümüzün önünden geçer durur. Gösterdiğimiz en ufak zayıflık ve tereddüt bize yenilgi ve kayıplar olarak döner. Barbarlar hep kazanır. Conan da sadece bunu söylemektedir zaten. Hayat kavgasında, iş hayatında, insan ilişkilerinde ya da sekste; görmeye bile tahammül edemediğimiz ilkelin hep kazanan olmasına duyduğumuz, öfkeyle karışık gizli hayranlığın sembol ifadesidir Conan.
 
Peki de bu retoriğe asla inkıyat etmeyecek; iktidar, rekabet ve didişmeden nefret eden, benim gibi birinin Conan’ı zevkle okumasının anlamı ne olabilir? İşte o noktada Conan çizgi romanı bir şaheserdir. Sağlam konsept, profesyonel bir ekip, canlanıp kitaptan çıkacakmış gibi gözüken mükemmel ötesi çizimler, iş bilir senaristler ve hepsinden çok beni etkileyen olağanüstü belagat. Conan’daki çizgi bantlarında yer yer yüksek edebiyat yapıldığını görmek beni hep heyecanlandırmıştır. Conan’ı apayrı bir yere koymama neden olmuştur. Bakın şu banttaki belagata:

“Unutulmuş tanrıların haykırışları ve uzun zaman önce ölmüş kahramanların boşluğu saran çığlıkları arasında, layık olanlar seçilmeye başlandı bile. Oysa dudakları mühürlü kadınlar Hyperborealı ruhların çığlıklarını duymuyor gibiydi. Sisler arasındaki son yolculuklarına çıkarken, kasvetli sessizlikte ak kanatlı bineklerini yukarıya mahmuzladılar. Ve kara yeleli barbar bir tanrının son yeminini hatırladı: ‘Yakında kralların ölümüne tanık olacaksın. Evet. Ve daha fazlasının…(Cilt 1 Sayfa:63)

Conan‘ı bu kadar çok sevmemize neden olan unsurlar arasında en önemlisini ise itiraflar bölümü olarak finale sakladım. Conan beyazperdeye taşındığında başrolleri halihazırda California Valisi olan Arnold Schwarzenegger ile Brigitte Nielsen isimli bir Viking kızı paylaşıyorlardı. Bu muhteşem ikilinin dişi olanı, tüm gençliğimizin seks ikoniçesiydi ve dünyada ve bütün zamanlarda, bir memelinin taşımış olduğu en güzel memeleri taşıyan şahsiyet ünvanına sahipti.
Umarım yeterli olmuştur.
 
 
Conan, Çizgi Roman
Klasik Maceralar Cilt I / Fil Kulesi ve Diğer Hikayeler
Klasik Maceralar Cilt II / Evdeki Dolandırıcılar ve Diğer Hikayeler Çizgi Roman
Eser: Robert E. Howard
Senaryo: Roy Thomas
Çizer: Barry Windsor-Smith
Türkçesi: Kozan Demircan

Hikmet Temel Akarsu
İstanbul, 16 Kasım 2008

Romancı, öykücü ve hiciv yazarı Hikmet Temel Akarsu 1960 yılında Gümüşhane'de doğdu. Dokuz yaşında ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. Mimarlık yapmayıp, kendini yaşam düşü olan yazarlığa adadı. Roman, öykü, deneme, makale, eleştiri, oyun ve senaryo yazarlığı da dahil olmak üzere edebiyatın hemen hemen her alanında ürün verdi. Sanatçı Pen Club, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Mimarlar Odası üyesi olup halen İstanbul'da Sanat Ekibi'nin Sanat Danışmanlığı'nı sürdürmektedir.

Hikmet Temel AKARSU

Comments are closed.