Şu hakir Markiniz’in şu lahza elinizde tutmakda olduğunuz Yurt Kültür Mevkutesi’nde şol şekil muteber sütunlar işgal etdiğine kulak asmayınız aziz kâriler.



Bendeniz pek mütevazı ve  mahcub bir fıkra muharririnden başka bir şey değilimdür. İçtimaî heyatım sadık kedim Fitnat; narin begonyalarim; kimi zaman da provansdan tilifon açan neşriyyadcı kızım Funfun ilâ yaptığım mütakelemeler ve de arada bir Suadiyedeki mail-i inhidamdan bir nebze faik ahşab konağa ziyaretime gelen ajansımın memuresi Jüjü kızımla etdiğimiz iki çift latifeden ibaretdir. Nadiren Çukurcuma’ya iner, antikacı, efemeracı ve dahi sahaf ahbabım Muineddin Efendi ilâ iki lakırdı ederüm. Bütün muhitim, bütün maişetim bundan ibaretdür.

Heyatım boyunca hiçbir cemiyyede, teşkilata, fırkaya intisab etmedim. Sadece iki asosiasyona intisab etmişliğim vardır. Birisi TYS; yekdiğeri de PEN! PEN nedir bilen var mı?  Herhangi bir gücü, bir kudreti var mıdır? Ne işle iştigal eder? Ne yer ne içer?

Derhal izah edeyim efendim. PEN, Uluslararası bir yazarlar unionu olub dernek statüsündedir. Melmekedimizdeki kurucuları Yaşar Kemal, Alpay Kabacalı, Şükran Kurdakul gibi nadir bulunur münevverlerdir. Halihazırla yarıdan çoğu mali müzayakadan mütevellid aidat borcunu bile ödeyemeyen üç yüz küsur mensubi vardır. Ülkenin en kıymatlı yazar, edib, mütercim ve neşriyyadcıları PEN mensubidir. Beyoğlu’nda manifaturacı dükkânlarının konuşlandığı bir hanın üçüncü katında 16 metre kare bir göz odada kiracıdır. Bir personeli vardır, onun da maaşı bir türlü derdest edilemediğü içün part-time çalışır. Kira zar zor ödenir. Başkan yurtdışı toplantılara genelde aile bütçesinden arttırıb kendi cebinden gider. Genel kurullar otuz kırk kişi ile yapılır. Dayanağı tek bir şeydir: Daima doğruyu söylemek, yazarca bir saygınlığı temsil etmek ve düşünce özgürlüğünden yana olmak.

Heyyed…

Diyeceksiniz imdü nereden icabetti bu PEN muhabbeti?! Efendim hepiceğiniz matbuatdan takib etmişsinizdür. PEN yani Dünya Yazarlar Birliği namlı cemiyyed tarihindeki en kalaba heyyedle melmekedimize geldi geçen ay. Aralarında PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul da varidü. Buradaki PEN yöneticisi dostlarla muhtelif aktivitelerde bulundular. Bazı basın davalarını takib etdiler. Temaslarda bulundular. Heyyedde takriben yirmi kişi var idü ki; PEN içün bu nicelikte bir heyyedi Türkiye’ye getirmek hakikaten sıradışı bir işdir. PEN bugüne kadar bu denli büyük bir heyetle başka bir ülkeyi ziyaret etmiş değildür. PEN’in bir melmekede nizam intizam harici ilgi alâka göstermesi ise hiç de hayra alâmet değildür. Benzeri bir alâkayı melmekedimize bir de 12 Eylülün meşakkatli yıllarında göstermişleridü. O zemanki heyyed bu seferki kadar büyük değilidü. Lakin aralarında meşhur İngiliş edib ve tiyatora yazarları Arthur Miller ilâ Harold Pinter de var idü. Harold Pinter’in bilahare 2005 Nobel ödülünü aldığını da kaydedelim. Vakıa, hatırlayabildiğim kadarı ilâ mihmandarlıklarını da o vakıtlar pek istidatlı ve heveskâr bir edib ve dahi PEN mensubi olan Orhan Pamuk yapmışidü. Hulasa PEN nerede düşünce özgürlüğü sıkıntıya girer ise orada tebaruz eder. Çünkü PEN münhasıran düşünce ve ifade özgürlüğüne ithaf olunmuş bir icraat seyrüseferini sürdüren idealist ve dahi moralist bir cemiyetdir. Hiçbir yaptırım gücü; mali ve siyasal kudreti yoktur. Fekad PEN bir konuda hassaslaştı ise bu hakikaten hiç de neşeli hadiselerin habercisi değildür. Bunu da aklı başında olan herkesler bilür.

Nâkıs mana…

Cenab-ı Hakka bin şükürler olsun ki melmekedimizin riyasetinde bulunan devlet adamları vaziyetin ciddiyetini idrak etmiş olarak PEN mensublarını en üst düzeyde karşıladılar ve adeta diplomatik protokol icra eylediler. Kendileri ile görüştüler ve makul izahatlarda bulunmaya gayret etdiler. Şüphesiz kodeste bulunan matbuat mensubinin mıkdarının bu denli dikkat celbedici olmasının pek de izah kaldırır bir tarafı yokdur ama gene de şükürler olsun. Aksi halde ya bizimkiler de Josef Cugaşvili Stalin gibin, Papa’ya dikkat edin efendim diyen partililere “Papa’nın kaç tümeni var ülen?” mealinde cevab verseleridü ne eder; ne eyler idük? Vallahi de billahi de tillahi başımıza taşlar yağaridü şu ahir vakitde!

Hulasa Papa’nın hiçbir tümeni olmadığı gibin PEN’in de kuş lastiği bile yokdur. Vakıa PEN’in  100 ülkedeki 144 PEN merkezinde 20.000 üyesi vardır ki her biri birer kanatsız melek, birer savunmasız kız çocuğu gibi munis görünür. Lakin dünyanın en önemli fikir adamları, edebiyatçı, yazar, gazeteci ve editörleri bu munis görünümlü zevata dâhildir ve esasında her biri birbirinden merdanedir. Bir cümleleri ile koca bir toplumun kanaatini değiştirebilecek düzeyde kudretli, belâgatlı, itibarlı ve saygın şahsiyyedlerdir bu zatlar. Dünya kültürü ve medeniyeti bu şahsiyyedler üzerinden neşet eder.

İmdiii; melmekedimizin işbu cemiyyedin nazarlarını nâkıs manada üzerine çekmesinin akabinde; kendi kendine çeki düzen vermesi ve behemahal demokrasi dâhilinde antant olarak medeni bir içtimaî nizam icra etmeye temayül göstermesi hepimizin hayrına olacak gibi gözükmektedir. Binaenaleyh…

Vay be! Ahval-i Entelijansiya’nın muharriri şol fakir bendeniz Marquis d’Istambulin bile PEN mensubi olmasına istinaden ayar vermeye başladı sağa sola.

Şen şu işe bak!

Meğer PEN neymişim be ağbi!

Ahval-i Entelijansiya

Marquis d’Istambulin
Dersaadet, Miladî 2012

(Yurt Kültür’ün 1 Aralık 2012 tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.)

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.