Brigitte Spiegeler’ın yeni kişisel sergisi Mekânların İzinde, farklı ülke, şehir ve mekânlardaki bireysel yolculuklarının somut bir yansıması niteliğini taşıyan işlerden oluşuyor.

Spiegeler hareket ediyor; bir mekândan diğerine, yerin ruhunun arayışında ve aynı zamanda yer- olmayan mekânların izinde bir yolculuk sürüyor. Marc Auge’un deyimiyle bir yer tarihsel ya da ilişkili olarak tanımlanamıyorsa, belli bir kimlik kalıbına sokulamıyorsa, o yer ilişkisiz, tarihsiz ve kimliksiz olduğundan dolayı bir yer-olmayan anlamı taşımaktadır.



Yer-olmayan bu mekânların bir ruhu olmadığını düşünenler muhakkak olabilir, fakat Spiegeler’ın iğne delikli kamerasıyla çekilen fotoğrafları tam tersini göstermektedir. Bu fotoğrafları gördüğünde izleyici, bir yandan yerin ruhu kavramını bir yandan da çoğu fotoğrafın bu tipik yer-olmayan mekânlarda gerçekleştirildiğini fark edecek ve hissedecektir.

Sanatçıya göre bir mekân sadece bir yer olarak tanımlanacak kadar basit değil; fiziksel gerçekliği olan birçok somut öğeden oluşan, şekli, dokusu ve renkleri olan ve bunların hepsiyle oluşan bir çevrenin-muhitin atmosferini ve karakterini oluşturan bir kavram. Bu atmosferdir ki, benzer ve hatta özdeş işlevleri ve farklı konumları olan mekânları, kendi eşsiz kültürel ve çevresel koşulları içerisinde somutlaştırmaya olanak sağlamaktadır.

Spiegeler bize günlük hayatımızın mekânlarını gösteriyor. Günlük hayat telaşımız içinde belli sokaklardan, yerlerden geçiyor ve belki de o yerlerin karakterlerinin hayatımızı ve duygularımızı nasıl etkilediğini pek düşünmüyoruz. Durup düşündüğümüz zaman ise o mekânların bizim duygu, hareket ve hislerimizle var olan, atmosferde bizimle yaşayan birer organizma olduğunu fark ediyoruz.
Bir iğne delikli kamera çekiyor ve zamansız bir görüntü yakalıyor; o mekânı görsel olarak bizim tüm hareketlerimizi, geçmiş ve geleceğimizi ve bazen de yaratıcı sanatçı ruhumuzu yansıtıyor, tıpkı bu görüntülerin bir çağdaş sanat sergisinde bir araya gelmesi ve yeniden bir form oluşturması gibi.

Yaşadığımız deneyimlerin yansıması ve zamansızlığı Spiegeler’ın kamerası ve hisleriyle yeniden canlanıyor; sanatçının önderliğinde, zamansız ve yer-olmayan bir atmosferde, mekânların izini adım adım sürüyoruz…

For English Press Button

Brigitte Spiegeler’s new solo exhibition Tracing the Locus shows the material result of her voyages between countries, cities, spaces and diverse localities.
Spiegeler is moving; from one place to another and searching to depict the genius loci (the protective spirit of a place) as well as the non-places, in Marc Auge’s description, if a place can be defined as relational, historical and concerned with identity, then a space which cannot be defined as relational, or historical, or concerned with identity will be a non-place.

Although one might think that a non-place does not have a genius loci, Spiegeler’s pinhole photographs show otherwise. As you see these images made by the artists, you are aware of the genius loci, yet at the same time most of the pinhole photographs are taken from typical non-places.

A place, according to Spiegeler, is not very simple as a locality, but consists of concrete things which have material substance; a shape, texture and colour, for instance. These all together form the environments whole character or its atmosphere.
It is in this very atmosphere, which allows certain places with similar or even identical functions, to embody very different properties, in accordance with its unique cultural and environmental conditions.

Spiegeler shows us the places of our everyday lives. We pass through the streets, the areas, the spaces that we never think of their identities or functions in the daily rush of our lives. When we stop and think about the effects of these spaces on our feelings, expressions and emotional status, these places become living organisms together with us in the atmosphere.

A pinhole camera clicks and captures a timeless image; that very space is the unique visual form of all our experiences, past and future actions, and sometimes our artistic creative souls, as we see these images in the production of a contemporary art exhibition. A reflection of the experience and timelessness comes into being thanks to Spiegeler’s camera and emotions; we trace the locus step by step, with the artist leading us in a timeless placeless atmosphere…

Açılış Kokteyli 24 Mart Salı günü saat 19:00-21:00 Arasında

Sergi 24 Mart’tan 12 Nisan’a kadar her gün 11:00-19:00 saatleri arasında Art350 Galllery’de ziyaretinize açık.

Sanatçının Türkçe-İngilizce Biyografisi İçin Bağlantımızı Ziyaret Edebilirsiniz.

from to
Fotoğraf Sergisi Manşet
Art350 Gallery, Erenköy Map

İstanbul'da Sanat Editoryal Takımı; Güzel sanatlar, edebiyat, müzik ve tiyatro öğrenimi görmüş dört kişiden oluşan bir ekiptir. İstanbul'da Sanat içeriğinin düzenlenmesinde etkindirler. İçeriğie alınacak etkinlik, makale, söyleşi ve yazının danışma kurulu onaylı takipçisi ve karar vericisidirler.

Editor

Comments are closed.