Beyhude geçen yillarimin bendenizi asude bir ebedi istirahatgâha nakledmek üzere hazirlikler içerisine girdiğini hissediyörüm. Vetan soğolsun. Naçiz vücudumu, içinde barındırıcek namütenahi karanlıklerin, şahsıma şu mel’ûn asri zemanlarda çekdiklerinden deha fezla ısdırab verebilmesi nâmümkün.


Heyhad! İşte geldik gidiyörüz, şonolasın Şehr-i İslambol…  Geride kalan şu gökkubbede bir hoş sadâ olsun deyu az mı kahır çekdik bu melmekedde… Münhasıran enteliyansiya tabyalarında verdiğimiz cengin veveylası arşualaya yüsgeldi. Yer gök inledi. Kürre-i Arz, ortasından çatladı, denizler yarıldı, kıyamatlar kopdu ve fekad kattiyen yolumuzdan dönmedik. Bu melmeketin edebiyatının şeref, haysıyyed ve dahi bekası içün nağmerdin önünde boyun eğmedik. Kan verdik, can verdik, ricat etmedik.

Oleylerin en başından beri emin olduğumuz bir husus var idi ki esas kudret ve cesaredimizi bu mecradan tedarik ediyördük… Avet; cümle âlemin malumu olduğu üzere; esasında melmeked mazbud… Fekad, ahali..!.. La havlevela… Ve dahi yüsgelen gıymatların vazettiği yeni arz nizamıdır başımıza musallat olan kadastrof. Ahlak, namus, şeref, haysiyyed, vicdan, merhamed, şefaat, ihsan, hulus, saffed, sakıt olmuşdur. İşbu mevhumlara gıymat veren bendeniz gibin ediblere meczub muamelesi edilir olmuşdur. Korropsiyon, iltimas, ihtilas, irtikab, davkavukluk, murailik, nağmerdlik almış yürümüş ve bununla iktifa edilmeyip bu şekilde davranmayan cümle ehl-i vetan’a  “naiv” birer budala muamelesi edilir olmuşdur.

İşte o lahza civan merdan-ı milllete vazife düşmüştür aziz edebiyatperver kârilerim!…

Giydik bu ateşden gölmeği ve daldık alevler arasında tuduşmuş vetan torpaklarına… Aziz Danyal Peygamber’i, yakmayan Cenab-ı Hak bizi de yakmayacaktır deyu, namıssızların üzerine saldırdık… Dilimizde hamased destanları kılıç kalkan kuşandık… Ne gam çak olursak rah-i vetanda diyerekden…

Bu haysiyyedli kalkışmamızın akabinde hadiseler hayırlı bir mecraya devrişilecek ve beşeriyyetin terakki teoremlerine mütenasip bir şekilde sona erecek sanılırdı değil mi aziz kâriler… Malörozmon zat-ı âlileriniz de bendeniz gibi yanılmakdasınız… Her şey tam tersi bir şekilde hitam buldu…

İşbu satırları bir vasiyet mahiyetinde âsarımın introdüksiyonuna koyerek neşriyadcıma intikal etdirmek üzereykene melmekedin hali pür melal’i içler acısıdır. Uzun lafın kıssası, mağlub olduk aziz kâriler… Yenildik, tasfiye olduk, bertaraf edildik. Melmekedin münevver zevadı tercihini sahdekâr enteliyansiyanın kuyrukçusu olmak şeklinde yapdı. Bizim gibin vetanperver üç beş edip itildi kakıldı. Âsarımızı neşredememek bir yana; okuyacak kitab, yiyecek ekmek, narin begonyalarımıza su, sadık kedimiz Fitnat’a rızık tedarik edemez vaziyete düştük.

Aynı lahzada, melmekedin içtimai, iktisadi, ilmi ve edebi, iktidarına musallad olan tufeyliler zevk u safa âlemleri, zenginlik ve saltanad içinde yüzmekde, her geçen gün aziz vetan torpaklarından bir başka güzelliğin yok olmasına çanak tudmaktadırlar.  Muasır medeniyyed seviyesine intisab edme kisvesi altında kendi yalan dünyalarını yaşamakda, melmekedin milli karakter ve aidiyetini üç kuruşa global arz nizamına satmakdadırlar.

Şu lahza elinizde tutduğunuz külliyatımı, neşretmeye girişmeden evvel siz aziz sevenlerime işbu mündericadı yazmayı  vazife bildim. Fekad lakırdıyı fezla uzatmak temayülünde değilim. Zati, kısacık bir makale içerisinde edibimizin ve de entelijansiyamızın tahlilini yapabilmem kâbil değildir. Fekad sizleri temin ederim ki, miladî 2012 senesinde tefrika eylemeye başlayacağım işbu mülahazalarımı dikkadlice okuyacak olursanız bu melmekedde bir devrin erbab-ı edebiyatı ve dahi münevveri ne işle iştigal ediyorlardı, kim kimdi, kim ne isdiyordu, kim neyin müsebbibiydi, pekâlâ vâkıf olacak, nadir rastlanan bir tarihi mevkuteye malik olacaksınız.

İş işden geçdikten sonra bu mevkute kimin, ne işine yarayacak onu bilemem. Fekad tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bilirim. Ümmid ederim ki bu mevkutede zikredilen, melanet, aleladelik yahut da bilâkis; erdemli kişilere dair mağlubiyetler, kıssadan hisse olsun.  Ve bu kıssadan hisse almaya bir daha ihdiyaç hasıl olmasın.

Lakin heyat bu… Mukadderatın ne getireceği evvelden bilinebilir mi?

Mesela, valide tarafından kökü markilere dayanan köklü bir İslambol ailesine mensub, istidatlı ve parlak bir edib olerek heyata atılan bendenizin, haysiyyedli bir vetanperver olma sevdasına kapılıb, kendini edebiyata vakfederkene, heyatının son yıllarını, bidayetde büyük bir aşk ile bağlandığı veledlik mahbubesinin evinde ve inayetinde sefaled ve perişanlıkla geçireceğini kim bilebilirdi?…

P.S. Entelijansiya Şimdi Bunları Okuyor: Sahte- Mehmet Erte (YKY) , Viran Dağlar-Necati Cumalı(Cumhuriyet), Hikmet Evi-Jonathan Lyons (Doğan Kitap), Romantizmin Işığı Clara-Aydın Büke (Can)

Ahval-i Entelijansiya…

Marquis d’istambulin
Dersaadet, Miladî 2012

Yurt Kültür’ün 22 Aralık 2012 tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.