Hey gidi Bab-ı Âli!… Ne kalem kavgaların varidü! Peyami Sâfâ’sıyla, Nazım Hikmet’i ilâ; Bedii Faik’i, Necip Fazıl’ı, Çetin Altan’ı, Attilâ İlhan’ı ilâ…


O zamanlar daha rahmetli İsmet Paşa sağ. Hatta hatta Marşal Fevzi Çakmak bile sağ! Matbuatdaki sütunlar şimdiki gibi henüz bıyıkları terlememiş alafranga kolecliler ilâ endamı hoş, taze cins-i latiflere teslim edilmemüş. Edibler gazataların baş tacı. Her birinin kaleminden kan damlar ki; okuyan ajite olub yerinde durmaz hale gelür. Fıkra yazarları melmekedin en cevval şahsıyyedlerü! Buradan vururuz kılıcı, Halep’te oynar ucu!

İmdilerde pek kalem kavgalarına tanık olunmior. Çünkü tüfeng icad oldu mertlik bozuldu! Birine gözünün üstünde kaşın var desen çat; al sana mahkeme deyüb davayı açior. Vallahülazim haklı olduktan sonra mahkemeden çekinmeye gerek yok da; şu İslambol’un trafiğinde, şu romatizmalarla, şu siyatiklerle adliye saraylarına erişmek yok mu; işte onu yaşayacağına müebbede mahkûm olmayı tercih edesi gelior âdemoğlunun. Zati mahkemeye veren de o maksatla verior. Ne de olsa bişi çıkmaz lakin üç kere trafiğe çıksın da görsün gününü deyu!

Her ne halt ise! Bu mevzuya nereden geldük?! Efendim en sonunda muradımıza nail olduk.  Post-moderen bir kalem kavgası patlamış bulunior. Entelijansiya sütununun yazar ve danışmanları olarak bu münakaşayı büyük bir ihtimam ve sosyolok edası ile temaşa etmeye gayret edioruz. Çünkü efendim; bizim zemanımızdaki kalem kavgalarından pek farklı bir mündericatı var bu seferkinin. Bizim zemanımızda taşı gediğine oturtmak, rakibi haklayıp susturmak, hicvedip insan içine çıkamaz hale getirmek varidü. Hepiceği de belâgatla yapılır idü. Güzel söz söyleme sanatı ve bilgi ile. Ustalıkla, şairanelikle, incelikle, edeb ile… Şimdiki kalem kavgalarına bak bir de: Bir kere muarızların kim olduğunu anlamak içün bile yarım gün lûgat karıştırmak iktiza edior! Neymiş efendim: Bir tarafta Feysbuk, diğer tarafta SİYAD muhibbi Arka Pencere… Buyurun buradan yakın imdü: Hiçbir şey anlamadınız değil mi! Vallahi ilk işitdiğimde ben de anlamadım. Lakin biraz kulak kabartınca mevzu pek enterressan geldi. Aziz kârilere nakledelim dedüm: Açalım…

Mâbude…

Malûmâliniz Arka Pencere, sinema mevkuteleri markette tutunamaz olub bir bir hitama erdikten sonra neşriyyada geçmiş, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi pek çok münekkidin kalem oynatdığı, entelektüel seviyeye haiz bir internet sitesi. Bilumum internet mevkute‘leri gibi bir de Feysbuk sahifeleri var. Buradan meraklısına sahibinden pek kıymatlı sinemasal neşriyyad yapiollar. İnformeyşın tedarik ediollar. Ağırbaşlı, kuramsal, mufassal ve dahi seviyeli makaleler neşrediollar. Bugüne kadar herhangi bir zıpçıktılıkları, bir zirzoplukları; nâkıs bir fillleri görülmüş değil.

Erotik sen’at sinemasının mâbudesi sayılan, dünyaca meşhur Emmanuelle hemşiremiz mefta olunca; haliyle haber hususiyeti taşıyan bu hadisenin nakledilmesi, akabinde de sosyolocik ve sinematografik açıdan tetkik edilmesi iktiza etmiş. Tabiatıyla Arka Pencere bunu layıkıyla yerine getirmiş ve yazıyı müteveffa sen’atçı Sylvia Kristel’in mahut filmindeki dünyaca ünlü kült fotoğrafı ile birlikte neşretmiş.(1)Vay sen misin bunu neşreden; Feysbuk çat diye sahifeyi kapatmış. Neymiş efendim; müstehcen bir foto kullanmış imişler! Hatun kişinin tomurcukları  gözükior imüş!

El insaf! Hayret! Hayret-i betül!

Sylvia Kristel

Sylvia Kristel

Emmanuelle gibi sinema tarihine malolmuş erotik bir sanat filmi hakkında kritik neşredilirkene Necefli Maşrapa resmi mi koyulacak idü?! Vallahi de billahi de tillahi ben de herkeşler gibi dondum kaldım bu mülâhaza karşısında. Lakin bir nebze derin düşündüğümde Feysbuk’un işbu icraatı, bu melmekedde ömür geçirmiş zevattan biri olarak bana hiç de yadırgatıcı gelmedi. Hadise mazimizde sarfedilen veciz bir tümceyi pek fena hatıra getirior çünki. Hatırlanacağı üzere; “Melmekede komarizm lazımsa onu da biz getirirüz; size ne olior?!”  demiş idü de adını tarihe nakşetmiş idü bir böyüğümüz. İmdü bu toprakların havasından mıdır suyundan mıdır; nedir bilinmez; Feysbuk da muhafazakâr rüzgârlara kapılıb rol çalmaya girişmiş anlaşılan. Kendini muhafazakâr cereyanların patronu olarak görior ki pek de haksız sayılmaz bir bakıma. Neticede herkeşlerin binbir çılgın photo yayınlayıp durduğu, binbir hezeyana garkolub taşkınlık etdiğü, ona buna laf çakıp eyyamı eyyam eylediğü sosyal üleşim mevkutesi Feysbuk ceza vermek içün bula bula Arka Pencere’yi ve kuramsal sinemanın saygın yazarlarını bulmuş. İcraatının encamı da şu ki: “Melmekede muhafazakârlık lazımsa onu da biz yaparız!”

Sırayı kimseye vermemiş yani Sevgili Feysbuk’cuğumuz. İki gözümüzün nuru; zotsial üleşim  mevkutemiz…

Delacroix…

Vallahi bu feraset karşısında nutkum tutuldu. Tek kelime edemez hale geldim. Ne diyeceğimi bilemiorum şu lahza. SİYAD prezidanı evladım Tunca Arslan’ın ise nutku tutulmamış. Zehir zemberek bir yazı kaleme almış Medyatava ve Arka Pencere’de. (2) Tomurcukları gözükior deyu Fransiz İhtilali’nin sembolü olan Deacroix’nın meşhur tablosunu da yasaklar bunlar encamında…

A be Tunca evladım; Lö Prezidan dö la SİYAD; Fransız ihtilali mi kaldı; âdemiyet inkırazın derinlerine tam yol gideriken. Bak Orta Şarka! Deliye her gün ihtilal!

Hemi de kültürün ve sen’atın bu altın çağında; Feysbuk’ta Delaroix’yı tanıyan bilen bir kız,  bir kızan var mı ola acep sizce?! Pek nikbinmişsiniz vallahülazim! Gıpta etdim size!

(1)Arka Pencere
(2) Medya Tava

Ahval-i Entelijansiya

Marquis d’Istambulin
Dersaadet, Miladî 2012

(Yurt Kültür’ün 24 Kasım 2012 tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.)

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.