Zamane bir âlem! Doğan Neşriyyad’ın bir halkla münasebetler müdiresi var: Ebru Hanım. Pek iyi görüşürüz kendisi ilâ. Pek istidatlı, pek gayretli, pek muazzez bir hanım kızımızdır.


Arada bir bana latife kabilinden kitablar gönderir. Geçen haftaki fıkramda rahmetli Ahmed Haşim’in “O Belde” şiirinde geçen “Melâli anlamayan nesle âşina değiliz!” dizesinden lafzeylediğimü görünce üşenmeyüb bana bir ulak göndermiş. Acep ne ola deyüb paketi helecanla açtığımda bir de ne göreyim: İçinde afilli bir kitab ve de üzerinde Ekşi Lûgat’dan iktibas bir tekerleme: “Üstad; biz de Metali anlamayan nesle aşina değiliz!

“Tövbe estağfurullah! Bu da ne manaya gelior imdüü?” deyu helecanla kitabın sahifelerini çevirmeğe başladım. Bir yandan da terennüm ediorum. “Zamane işte! Melâl ile Metal’in ne alâkası ola? Metal de neymiş?! Adi elementlerin terkibinden müteşekkil bir demir parçası. Konumuzla ne alâkası ola ki?!”

Özlem Kumrular

Özlem Kumrular

Paketten çıkan kitab da ne idü desem beğenirsiniz: Özlem Kumrular namlı cins-i latife aid bir eser.  Adı da: İslam Korkusu… Üstecelik bir de davetiye göndermişler. Bahçaşehir Ülüversitesinin o mutantan verandasında bir lansıman ilâ kitab tanıtılacağimüş. Akabinde de kokteyl tertib edileceğimüş.

İlâhi Ebru Hanım?! İslam Korkusu kitabı ilâ Metal’in ne alâkası ola?! Vallahi Tüyap, Müyap derkene, bunca kesif mesaiden mütevellid sürmenaj oldunuz herhal! Bir vakansın zemanı gelmiş de geçior deyü lakırdılar ede ede; bari şu kitabın yazarı olan cins-i latifi bir tetkik edeyim bakayım neyin nesidir dedim. Bu mevzuda kimin malumatı vardır deyu düşündüm şöyle bir?!..

Enterressan!

Çukurcuma’daki sahaf ahbabım Muineddin Efendiyi aradım. İki lahza hasbihalin ardından sualimi tevcih etdim: “Bu Özlem Kumrular da kim ola Efendü?!”

“Oooo Marquis d’Istambulin; bu mevzu beni aşar. Bu suali genç münevverlere tevcih ediniz. Elimde pek çok kitabı mevcud. Lakin enterressan bir hatun kişidir. Ben izah edemem. Size en iyi bilgiyi Jüjü kızımız verebilir.”

Merakım iyice galebe çaldı. Şimdi ara ki bulasın Jüjü’yü. Kim bilir Babylone’da mıdır? Live’de midir? Mojo’da mıdır? Lakin talihim yaver gitdi! Tilifonuma dağdağalı, patırtılı bir yerden de olsa cevab verdi Jüjü. Neticede avangard musiki meraklısı Jüjü kızımıza  sorabildim bu Özlem  Kumrular’ı. “Metali anlamayan nesle aşina değiliz!” deyüb tilifonu yüzüme kapamasın mı?!

İslam Korkusu

İslâm Korkusu- Özlem Kumrular

İş başa düşdü. Dilemmayı çözmek içün davete inkıyad etmekten başka çare kalmadı. Lodoslu bir İslambol gecesinde romatizlarımla didişe didişe ol mutantan verandaya erişdim. Lakin o da ne?! Kitabın tanıtım panelinde Doğan Kitap’ın şef editorlarından Hülya Balcı kızımız ila birkaç namlı proffesorun yanında yazar niyetine bir ahu ceylan oturior?! La havlevela deyüb, oradaki Metin Kaçan kardaşıma sordum. Özlem Kumrular namlı yazar bu taze midir mîrim?! O da “Metali anlamayan nesle aşina değiliz!” dercesine yanımdan uzaklaşıb gitmesin mi?! Vallahi de billahi çatlayacağım merakımdan. Yani imdü bu elime gelen İslam Korkusu serlevhalı, mufassal ve mümbit kitabı yazan şu panelde gördüğüm, kızıl saçlı, ultra moderen siyah dantela esvaplar içünde, dövmelerini daha önceki kitab kapaklarında gördüğüm, modellerle yarışabilecek endamdaki şu ahu ceylan mı?!

“Vallahi de billahi de başımıza taş yağacak!” deyu söyleniordum ki Ebru kızımız yanıma geldi.

“Bir vakıtların namlı Heavy Metal musiki münekkidesi ve rock musikisi üstadı; bir nevi avangard İslambol efsanesi Özlem Kumrular Hanım artıkın pek saygın bir akademisyen ve yazardır üstad!” dedi. “Lakin Metal’i anlamayan nesil onun bu tarih kitablarını nasıl anlar onu bilemem!” dedi.

“Bu târiz bana mı Ebru Kızım!” dedim.

“Bu târiz değil Üstad! Latife şüphesiz!” dedi. Siz buralara kadar zahmet etdiğinize göre bu  kitabı takdir etmiş olmalısınız!”

Zamene…

Kitabı çok beğendiğimi itiraf etdim. Hayredle panelin bitmesini bekledim. Bilahare Özlem Kızımız yanımıza geldi. “Anşante hanım kızım. Sizi tebrik ediorum. Beni hayrete düşürmeği başardınız vallahülazim!” dedim.

“Neden şaşırdınız Marquis d’Istambulin?” deyu sordu Özlem kızımız.

“Hiç hanım kızım hiç! Metali anlayan bunca münevvere bir ülüversite verandasında bir arada rastladım da ona şaşırdım herhal!” dedüm. Tebessüm etdi bana. Bilahare teşekkür edüb, bir Elf kraliçesi gibin uzaklaşıb karıştı kalabalığa.

Meğer zamane neyimüş! Tarihi metalcilerden hazfetmek enterressan mîrim!

Ahval-i Entelijansiya

Marquis d’Istambulin
Dersaadet, Miladî 2012

(Yurt Kültür’ün 15 Aralık 2012 tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.)

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.