13 Haziran akşamı Haliç Kongre Merkezinde 6. Uluslararası İstanbul Opera Festivali kapsamında sahne alan Mersin Devlet Opera ve Balesi, Romeo ile Jülyet operası’yla izleyicisine muhteşem bir gece yaşattı. W. Shakespeare’in ölümsüz eserinden yola çıkılarak, Fransız opera bestecisi Charles Gounod tarafından bestelenen eser, daha önceleri defalarca sahnelenmesine rağmen, hem beni hem de izleyiciyi adeta büyüledi.

Romeo karakterinde Türkiye’nin en önemli tenorlarının başında gelen Bülent Bezdüz‘ü, Jülyet karakterin de ise başarılı soprano Funda Hayfavi‘yi nefeslerimizi tutarak izlediğimizi söylemeliyim. Bilindiği üzere Romeo ile Jülyet, yan rollerin oldukça az paylaştırıldığı, tamamen ana karakterlerin ön planda tutulduğu bir opera. Bu yüzden sahnedeki sanatçıların işi oldukça zor. İki perdeden oluşan ve bir saat 45 dakika süren eser, ilk perdeden itibaren Romeo ve Jülyet karakterleri üzerine kurulu olarak devam eder. Olağanüstü sanatçı Bülent Bezdüz ve büyüleyici soprano Funda Hayfavi sahneye çıktıkları ilk andan finale kadar seyirciyinin dikkatini ayakta tutmayı başardılar. Özellikle Funda Hayfavi’yi sahnede ilk kez izlememe rağmen muhteşem ses tekniğine ve ışıltılı oyunculuğuna hayran kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim.

İlk kez 1866 yılında Paris’te sahnelenen Romeo ile Jülyet operası, aynı yıl içerisinde yüz kez seyirci karşısına çıkmış, 1963 yılına kadar da altı yüz (600) defa sahnelenerek Paris Operası’nın en çok sahnelenen on operası arasına girmiştir.
Ülkemizde ilk kez 1975 yılında Ankara Operasında sahnelenen eserin 6. İstanbul Opera festivalinde sahnelenmesi çok doğru bir seçim olmuş.

Tüm engellere rağmen  imkânsız ve vazgeçilemez bir aşk’ın anlatıldığı opera, bir çok besteci tarafından denenmiş olmakla birlikte, Shakespeare‘in eserine en yakın olanı; librettosunu Julies barbier ve Micher Carre‘in yaptığı, besteci Gounod‘nun Romeo ile Jülyet’idir. İçinde dört aşk düeti bulunan bu eserin opera izleyicisi tarafından en sevilen bölümüyse şüphesiz, Romeo’nun balkonun altından Jülyet’e söylediği Cavatine dir. Hayli zorlu olan bu bölümde tenor Bülent Bezdüz sanatının zirvesini yaşıyor ve yaşatıyor.

“Ey aşk! Bana cesaret ver!” diye haykıran ve Romeo‘yla birlikte ölüme giden, belki de ölecek kadar seven ve sevilen kadın karakterlerin en ünlüsü Jülyet… Ve ona can veren muhteşem soprano Funda Hayfavi… Hayfavi’nin sahnede öyle ışıltılı bir aurası var ki, Gounod‘nun bu eseri onu düşünerek yazmış olabileceği sorgusuyla izledik bütün bir temsili.
Funda Hayfavi adını uzun yıllar boyunca opera sahnelerinde duyacağımızdan oldukça da eminim.

Bu olağanüstü gösteri için, Mersin Devlet Opera ve Balesi‘ni, orkestra şefi İbrahim Yazıcı‘yı ve emeği geçen tüm ekibi tebrik ediyor; Opara izleyicisini 6. İstanbul Opera Festivali kapsamında 18 Haziran akşamı Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı‘nda yapılacak olan Gala Konseri‘ni kaçırmamalarını tavsiye ediyorum.

Her Daim Müzikle Kalmanız Dileğiyle…

Gülce Ataseven

Comments are closed.