Ankara’nın sevilen ekibi Tiyatro 1112 Garaj, Aralık başında yeniden İstanbul’daydı. Puro İle Leyla oyunu ile Kadıköy Theatron’da tiyatro severlerle buluşan ekip ile uzun bir aradan sonra buluşmak üzereyken, her zamanki heyecan kapıma dayanmıştı. Kısa oyunlar projesi Kısagaraj’ın bir ürünü olan Puro İle Leyla, Özge Paksoy’un yazdığı, Aylin Saraç’ın yönettiği, Burçin Tosunbaş ve Mustafa Öztürk’ün oynadığı, parkta yaşayan bir kadın ve erkeğin arabesk hikâyesini anlatan damar bir oyun. Siz oyunla ilgili detayları merakla bekleyedurun, öncesinde Kısagaraj projesinin kısa yolculuğuna götürmem gerekiyor hepinizi. Bu oyun projesi o kadar değerli ki, birlik olmanın önemi ve tiyatroyla derdi olanlara sunduğu şansların altını kalın bir kalemle çizmek istiyorum.

Kısagaraj: Genç Yazarlar İçin Bulunmaz Bir Fırsat!

İlki 2014-2015 sezonunda gerçekleştirilen Kısagaraj, Tiyatro 1112 Garaj ekibinin ortak bir projesi. Ekip, Türkiye tiyatrosuna yeni metinler kazandırmak, özellikle yeni ve genç yazarları teşvik etmek, yeni metinlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak ve yeni üretimlerde bulunmak amacıyla başlattığı bu projeyle hayallerini gerçekleştirmekte. Herkesin katılımına açık olan ve konu sınırlaması getirilmeyen Kısagaraj projesinde, oyunların özgün ve yeni çalışmalar olmasına dikkat edilmekte. Bunun için de roman, öykü, şiir vb. yapıtlardan yapılmış uyarlamalar, çocuk oyunları, daha önce yayınlanmış, basılmış, yarışmalarda ödül kazanmış ya da ödenekli, profesyonel veya amatör tiyatrolarda sahnelenmiş oyunlar değerlendirme dışı bırakılıyor.

Oyunların otuz sayfayı geçmeme kuralı var. Katılımcıların birden fazla oyunla katılabilmesi, geçmişte tek oyun sınırına takılmış onlarca eser ve yazar için şimdi çok büyük bir şans. Birden fazla kişinin birlikte yazdığı oyunların da kabul edildiği projede seçilen oyunlar sahnelendiğinde yazara telif ödenmiyor fakat oyunlardan herhangi birinin sahnelenmesine devam etmek istenildiğinde, oyun yazarı ile yeniden görüşülüyor.

Tiyatroda sesini duyurmak isteyip de bu şansı elde edemeyen yazarlar için bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Proje, klasik olmuş oyunların dönüp durduğu sahnelerde artık farklı yaklaşımlara ve eserlere ihtiyaç duyan seyirci için de yepyeni oyunlar izleme şansı sağlıyor. Alternatif tiyatro sayısının hızla arttığı bir dönemde, Kısagaraj ürünü olan/olacak oyunların sahnelenmesi, özellikle de genç yazarlar ve oyuncular için hem kariyerlerinde, hem de düşünsel dünyalarında eşsiz sayfalar açabiliyor.

Tiyatro 1112 Garaj ekibi projeye yönetmen, yazar ve oyuncuların ortak bir paylaşım alanı yaratarak, hiç oynanmamış oyunları sahneleme fikriyle başlamış. 2014-2015 sezonunda başlanan projeye otuz bir yazar yetmiş kısa oyun göndererek katılmış. Başvuru süresi bittikten sonra, üç hafta içinde bütün oyunlar okunmuş. Her yönetmen, bu oyunlar içinden kendi yöneteceği bir oyunu seçmiş ve ekibini belirlemiş. Her bir ekip de yine ortak bir çalışma içinde yer alarak, sahneleyeceği oyun üzerinde iki aydan daha uzun bir süre gece gündüz demeden çalışmış. Ekipteki hiç kimse her hangi bir ücret talep etmeden bu projede var olmuş. Tiyatro 1112 Garaj sahnesi, her bir oyun için dönüşümlü olarak kullanılmış. Projede yer alan sahnelenmiş kısa oyunlar şöyle: Özge Paksoy’un yazdığı Puro İle Leyla, Rıdvan Karaman’ın yazdığı Tavan Tavana ve Otuz Altı oyunları ve Yüksel Sendan’ın yazdığı Vişne Çekirdeği. Ayrıca yine Özge Paksoy’un Oyuncak Dünya ve Ali Bircan Teke’nin Son Metro okuma tiyatroları da yer almakta. 2015-2016 sezonunda bu oyunlar sahnelenmeye devam ediyor. Bu sene kırk yazar, toplam altmış oyun ile katılıyor. Bu rakamlar ilginin ne kadar yoğun olduğunu da gösteriyor. Proje hepimizi yepyeni oyunlar ile buluşturacağı için, Tiyatro 1112 Garaj ekibini her zamanki yenilikçi zihniyetinden dolayı yürekten kutluyor ve emeklerine sağlık diyorum. Şimdi Puro ile Leyla’nın yanına gitme vakti geldi.

Duyguyu Tutan Oyun: Puro İle Leyla

Kadıköy Theatron’da kapılar açıldığında seyircilere kolonya ikram edildi. İkram eden yönetmen Aylin Saraç’ın yüzündeki muzip gülümsemeden şüphelensem de, bu ikramın Kolonyacı Leyla ile ilgisi olduğunu oyun başladıktan sonra öğrenecektim! Fonda Müslüm Gürses ve Orhan Gencebay şarkıları varken, salon buram buram kolonya kokarken, Leyla’ya da ikram etmek istiyor, parktaki arabesk hallerini hem gülerek hem de üzülerek izliyorduk. Peki, kimdi bu Kolonyacı Leyla ve Puro? Hem Puro ne biçim bir isimdi?

Yüksek plazaların, zengin yerleşim yerlerinin ve ünlü bir mezarlığın arasında kalmış çerçöp içindeki bir parkta yolları kesişen Puro ile Leyla, kolonya ve viski şişelerine tutunmuş iki kimsesizdir. Derbeder bir halde güne uyanırlar. İkisi de bu parkı sahiplenmiştir ve paylaşmamak için sürekli kavga ederler. Kimsesiz iki kişinin sahiplendikleri bir parktan birbirini kovmaya çalışması, birinin diğerine Git! demesi oyun boyunca sürer. Bu durum, geçmişte yaşadıkları onanmaz savaşlardan bile daha yorucu hale gelecektir.

Leyla’nın tek varlığı kolonyası ve müzik kutusu, Puro’nun ise çizdiği resimler ve votkasıdır. Leyla hiç durmamacasına konuşur, geçmişle şimdi arasında gidip gelir:
“Ne güzel kadındım ben be… Güzeller güzeli Leyla. Oldu sana kolonyacı Leyla. Tuvaletçilik yapmaktan oldu bu kolonya işi. Nap’iim önümde bi peçete bi kolonya vardı. Peçete kafa yapmıyo. Neyse ne ya… Ama çok sevdim. Böyle ciğerim yanardı. Kolonyadan bile çok yakardı”.

Puro’ya kafa tutan Leyla, oyunda güçlü bir kadın simgesidir. Cesur, gözü pek ve başkaldıran bir kadın karakterdir lakin onun için artık dünyada aidiyet hissettirecek hiçbir yer kalmamıştır: “Bizim olan bir yer mi var lan dünyada? Gökyüzünde bile yer yok. Kalmamış yani.”

Puro, tutuk, çekingen, az konuşan bir pasif bir karakter olduğu için ilk sahnelerde ağzını bıçak açmaz, sonrasında Leyla ile kavgaya başlar:
Leyla: Sessizken daha iyiydin be sen.
Puro: Ben iyi değilim.Sen de değilsin.Buradan gitmen gerek.Burası benim parkım.Çünkü …çünkü senin kaçtığın şey benim aradığım şeyle çarpışabilir…Bu hiç iyi olmaz…olmaz tabii.
Leyla: Hiç bir yere gitmem ben. Sen ne arıyorsun?
Puro: Bir şey arıyorum, bir şey kaybettim… Neydi? Bilmiyorum. Neydi?

Leyla’nın kaçtığı şey/şeyler ile Puro’nun aradıkları hem aleni hem de bilinmezdir. Oyuncular Burçin Tosunbaş ve Mustafa Öztürk’ün harika performansları Puro ile Leyla’nın gelgitlerini, kavgalarını ve madde bağımlılıklarını o kadar güzel gösteriyor ki, abartısız bir damar ve arabesk oyun bizi büyülüyor. Özellikle Burçin Tosunbaş’ın öyle bir göz alıcı kolonyacı Leyla rolü var ki, izlemezseniz bu genç yeteneği, çok şey kaçırırsınız. Parkta yaşayanları ve yaşananları tüm doğallığıyla sahnede sergileyen iki oyuncuyu da tebrik ediyorum.

Yönetmen Aylin Saraç: “Her oyuncu kendi yöntemini seçer. Ben oyuncularla çalışırken, karakterin duygusunu oyun boyunca tutması gerektiğini belirtiyorum. Bu ilk etapta onlara anlaşılması güç gelebiliyor ama zamanla ‘Bu duyguyu tut!’ ifadesinin tam anlamıyla karşılığını veriyorlar” diyor oyunculukla ilgili sohbet ettiğimiz zaman. Oyunu bu kadar başarılı kılan da duyguyu tutmak isteyen bir yönetmenin onu oyuncuların avuçlarında sıkı sıkıya tutmalarını sağlaması. Tıpkı kapı girişinde elimize döktüğü kolonya gibi duygular da yüreğimize dökülüverdi 50 dakikalık oyunda.

Puro ile Leyla oyununun yazarı Özge Paksoy ile oyun çıkışı tanıştık. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde öğrenci olan Paksoy’u yazdığı bu kısa park hikâyesinden ve yarattığı içli karakterlerden dolayı tebrik ediyorum. Türk Tiyatrosu’na yepyeni kazanımlar ve boyutlar getirecek daha çok oyun yazacağından eminim. “Bir araya gelip oyun izleyelim” dedi. Neden olmasın? Bizi bir araya getiren oyunlar ve birlik olmuş lirik yürekler değil mi zaten?

Yolunuz açık olsun Kısagaraj ve “iyi” için uğraşan güzel insanlar. Var olun!

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuş, aynı bölümde Amerikan Tiyatrosu alanında yüksek lisansını bitirmiştir. Deneme, akademik makale ve eleştirel yazılar kaleme almasının yanı sıra tiyatro oyunları çevirmektedir. Kültür ve sanat alanındaki çalışmaları takip eder, çeşitli yayın kuruluşlarında yazar ve röportaj yapar. Beykoz Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisidir. Özel ilgi alanları Chicano/a Tiyatrosu ve Kızılderililerdir.

Aycan Gürlüyer

Comments are closed.