Bayanlar baylar, siz de hep duymuşsunuzdur. Diyorlar ki çıkmış bu dünyanın çivisi.
Var mıdır bir adaleti? Peki siz hiç şunu düşündünüz mü?
Neden zengin hep zengin
Neden yoksul hep yoksul
Neden insan hep yoksun adaletten?

2007’de kurulan ve son yıllarda büyük beğeni toplayan, oyunları merakla beklenen bol ödüllü Tiyatroadam’ın sahnelediği müzikal 5. Frank Özel Bir Bankanın Operası dinamik ekibin bu sözleri ve şarkısıyla başlıyor. İnsanlığın adalet yoksunluğunu trajikomikleştiren oyunda, korkunç bir imparatorluk kurmuş Frank ailesinin beş kuşak boyunca ayakta kalabilmek için insani duygularını nasıl körelttiğini ve borsa oyuncusu çetenin gün geçtikçe daha çok şeytanileşmesinin hikâyesi anlatılıyor. Kapitalizmin yarattığı vahşet ve adaletsizlikler içinde en büyük role sahip banka çetelerinin aslında sadece gerçek çetelerin (hükümet, polis, askeriye..vs.) hizmetçisi olduğunu vurgulayan oyun 5. Frank, İsviçreli yazar Friedrich Dürrenmatt’ın 1959’da yazdığı Tahsin Saraç’ın dilimize çevirdiği bir Epik Tiyatro örneği.

Oyunda beceriksiz yönetici Gottfried Frank (Aşkın Şenol), Frankların 5. kuşak banka müdürüdür ve karısı Ottilie Frank (Ayça Koyunoğlu) ile birlikte, şiddet, hile ve dolandırıcılıkla 200. Yılını kutlamak üzereyken kapanmakla karşı karşıya kalan Özel Frank Bankası’nı kurtarmak için yaptıkları anlatılmaktadır. Oyun, Frank Bankası’nın yanındaki Chez Guillame kafesinde işsiz Pauli ve Heini’nin karşılaşmasıyla başlar. 5. Frank onları görür ve bankada çalışmalarını teklif eder. Bundan sonra çilingir Pauli’nin nasıl çete üyesi haline gelip paranın esiri oluşu anlatılır.

Dürrenmatt ve Brecht

II. Dünya Savaşı sonrasında kapitalizmin geldiği noktayı yani oldukça trajik bir durumu mizahi bir tutumla anlatarak grotesk tiyatronun vuruculuğunu ortaya koyan yazar Friedrich Dürrenmatt, yabancılaştırma etkisi ile seyirciyi yakalıyor. Epik Tiyatro’nun olmazsa olmazı yabancılaşma/yabancılaştırma, toplumun -isteyerek ya da istemeyerek- kendisinin meydana getirdiği meseleye/eyleme ya da üretime karşı bir süre sonra yabancı duruma gelmesidir. Kapitalist sistemin insanlık olgularını yitirmiş toplumunda dibe vuran bireyin (seyircinin) o güzel değerleri yeniden hatırlamasını sağlamaktır.

Dürrenmatt ile Brecht’in bu duruma yaklaşımının aynı olduğunu söylemek zor. Brecht toplumsal meseleyi daha çok seyirciye sorgulatıp çözüm üretmesini beklerken, Dürrenmatt, olayın çözüme ulaştığı noktadan (katarsis) oyunun ortasında nasibini alan seyirciye nefes aldırmıyor. Olayların gidişatı baş döndürücü bir hızla devam ettiğinden seyircinin Brecht oyunlarındaki gibi durup düşünmesine izin vermiyor. Oyundaki her sahne kendisi için var olduğundan, dramatik tiyatrodaki gibi her bir sahne ötekini takip etmek zorunda kalmıyor.

Yazarın Derdi ile Sahnelemenin Uyumu

Dürrenmatt’ın seyircide bırakmaya çalıştığı bütün bu etkiyi sahnelemeyi başarabilen yönetmen Fatih Koyunoğlu, kurduğu rejiyle bizi şaşırtıyor. Dramatik tiyatroda her şey ne kadar doğalsa, Epik Tiyatro’da bir o kadar şaşırtıcı olması gerektiğinden, yönetmen bu durumun hakkını veriyor. Olayların takip edilemeyecek hızda seyretmesi seyirci için yorucu olsa da, Dürrenmatt’ın seyircide yaratmak istediği şaşkınlık etkili bir biçimde veriliyor. Oyuncuların akapella (a capella – enstrüman olarak insan sesinin kullanılması) türünde şarkılar söylemesi, her bir oyuncunun bir enstrüman çalması ve sahnenin olmadık yerlerinden çıkarak bir görünüp bir kaybolması, tuhaf tesadüflerin olagelmesi, seyircide yeterli şaşkınlık hatta baş dönmesi meydana getiriyor. Fakat oyunun dramaturjisine Bilgesu Kasapoğlu biraz daha ruh üflese belki çok daha eğlenceli hale gelebilir diye düşünüyorum. Ayrıca kimi tekrarların peş peşe gelmesi seyircinin oyundan uzaklaşmasına ve hep yüksekte kalan ritmin yer yer düşmesine sebep olabiliyor.

Coşkulu Ekip Birlikteliği

Tiyatroadam’ın enerjik ekibinin sahnelediği 5. Frank’ta, Süpervizör Serdar Akar, müzikte Çağrı Beklen, koreografide Esra Yurttut, ışık tasarımında Önder Arık, dekor ve kostümde Şirin Dağtekin Yenen, epik ve grotesk bir oyunun özüne uygun olması için ellerinden geleni yapmış ve seyirciyi iki saatten fazla ayakta tutabilmeyi başarıyorlar. Her biri oyunun ahengiyle iç içe geçerken oyuncuların dinamizmi de hiç düşmüyor. Bay ve Bayan Frank Aşkın Şenol ve Ayça Koyunoğlu güzel bir birliktelik sergiliyor. Dolandırıcılığı beceremeyen Bay insancıl Frank rolündeki Aşkın Şenol, karakterin çıkmazlarını yansıtmada oldukça başarılı. Ayça Koyunoğlu Bayan Frank’ın yapaylıklarını ve hezeyanlarını biraz daha doğal verebilirse ve karakter ile arkadaşlık bağını güçlendirirse, oyunculuğunun daha büyük bir zevkle izleneceğinden eminim.

Ayça Güngör, Alican Yılmaz, Berk Yaygın, Deniz Özmen, Fatih Koyunoğlu, Gökhan Azlağ, Hivda Zizan Alp, Mehmet Solmaz, Pelin Bölükbaş, Serdar Akülker coşkulu oyunculuklarıyla göz dolduruyorlar. Egli rolündeki Berk Yaygın ve garson rolündeki Hivda Zizan Alp’i yarattıkları tiplemedeki başarılarından dolayı ayrıca tebrik etmek istiyorum. İç seslerinin, şarkılarının, danslarının, yüksek enerjili performanslarının seyircide bıraktığı etki için tüm ekibe teşekkür ederken, Tiyatroadam’ın 1959 yılında yazılmış, kapitalist düzene dikkat çeken 5. Frank’ın evrensel boyutunu günümüze nasıl taşıdığını mutlaka görün istiyorum.
 
Tiyatroadam’ın sahnelediği 5.Frank oyununun Gişe, Bilet ve sahne tarihlerini görüntülemek için bağlantımızı izleyebilirsiniz.

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuş, aynı bölümde Amerikan Tiyatrosu alanında yüksek lisansını bitirmiştir. Deneme, akademik makale ve eleştirel yazılar kaleme almasının yanı sıra tiyatro oyunları çevirmektedir. Kültür ve sanat alanındaki çalışmaları takip eder, çeşitli yayın kuruluşlarında yazar ve röportaj yapar. Beykoz Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisidir. Özel ilgi alanları Chicano/a Tiyatrosu ve Kızılderililerdir.

Aycan Gürlüyer

Comments are closed.