Tiyatro sanatçıları, iktidarın kültür ve sanat alanındaki kıyıcı ve yıkıcı tutumuna, ‘Sanat özgürdür, kurumları özerktir’ diyerek karşı çıktılar. Ses Tiyatrosu’na gelerek destek veren pek çok katılımcı ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!’ sloganı attı.




Aralarında Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Yücel Erten, Levent Üzümcü, Gülsen Tuncer, Orhan Aydın’ın da bulunduğu pek çok sanatçı “Susmuyoruz, susmayacağız!” dedi.

“Gezi’ye destek verdikleri” gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yılki destek yardımından yoksun bırakılan pek çok özel tiyatro topluluğu geçen gün biraraya gelerek düzenledikleri toplantıda bir komisyon kurmuş, bu komisyon da bakanlığa dava açma kararı almıştı.

Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden pek çok tiyatro sanatçısı, “bir bütün halinde bu kurnazlığın maskesini düşürmek” amacıyla somut adım atacaklarını belirten bir bildiri hazırladı.

Bildiriyi dün Ses Tiyatrosu’nda Levent Üzümcü, Ferhan Şensoy, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Gülsen Tuncer, Yücel Erten, Nedim Saban ve Emre Kınay okudu. Bildiri sonrası, sanatçılara destek olmak için Ses Tiyatrosu’na gelen pek çok katılımcı “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sloganı attı.
Bildiride, iktidarın, kültür ve sanat alanlarına da kıyıcı, yıkıcı, yok edici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmadığı belirtildi:
“Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor. Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı. Biz tiyatrocular bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!”
Sanatçılar, özel tiyatrolara destek konusunun da ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirgânlığına dönüştürüldüğüne tanık olduklarını vurguladılar:
“Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, “Ben kurdum oldu” anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur: ‘Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulufe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.’ Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerden oluşur. Kimse sünnet takılarını bozdurarak bu parayı temin etmiş değildir.”
Bildiride, toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturulması gerektiği de belirtildi. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşların yapabileceği, ister ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun, bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan işin, ahmakıslatan gibi olacağı ifade edildi.
“Sanat özgürdür, kurumları özerktir!” diyen sanatçılar, özgürlük ve hukuk mücadelelerini kol kola genişletirken; dayanaklarının ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacaklarına inandıkları seyircinin destek, dayanışma ve alkışları olduğunu vurguladılar.

Ceren Çıplak/Cumhuriyet

İstanbul'da Sanat Editoryal Takımı; Güzel sanatlar, edebiyat, müzik ve tiyatro öğrenimi görmüş dört kişiden oluşan bir ekiptir. İstanbul'da Sanat içeriğinin düzenlenmesinde etkindirler. İçeriğie alınacak etkinlik, makale, söyleşi ve yazının danışma kurulu onaylı takipçisi ve karar vericisidirler.

Editor

Comments are closed.