Fitnat’ta bir afra bir tafra! Evin içinde çalımından geçilmior.


Hayırdır inşallah; var gene başımızda bir musibet herhal diyoridüm ki ol lahza sedirin üzerinde duran Aziz Kedi kitabevinin davetiyesine pati attığını fark ettim. Mesele anlaşıldı: “Vayy sen benim üstüme gül koklarsın haa!” olayı… Vallahi de billahi bu Aziz Kedi olayının ne olduğunu şu mağrur ve hırçın kedim Fitnat’a hayatta anlatamam şimdi ben! Şubat ayını burnumdan getirir. Mart zaten kompile maraza: Aşk-meşk işlerine ayrılmış durumda. Gel de bu hercümerc içinde Bab-ı Âli matbuatına fıkra yetiştir?!

Evladım; ruhum, bir tanem, şuh sitemkârım, mahbubem, sürme gözlüm, kalem kaşlım ne olur anla; bu kedi öyle bildiğin kedilerden değil. Bir dükkânın adı. Gördüğün nesne bir sokak partisi davetiyesi! İstirham ederim anla ve sakinleş. Ben hiç senin üzerine gül koklar mıyım?!

Aziz Kedi…

Altay Öktem

Altay Öktem

Her ne halt ise! Aile içi takazaları bir kenara bırakarak mevzuya girelim. Fitnat’ın bütün meyus haletine rağmen geç kalarak da olsa romatizmalarımı yoğura yoğura Şirket-i Hayriye vaporuna binib Tünel’de nefesi aldım. Efendülazizim hadisenin encamı şudur: Sizden iyi olmasın asi ruhlu bir edib arkadaşım vardır. Kendisini pek severim. İsm-i âlisi Altay Öktem. Yani bir nevi Altaylar’dan gelen bir başka yiğit. Fekad yazarlık mesleği dendi mi bilumum çıkıntı işler onun başının altından çıkar. Bidayetde “Şeytan Aletleri” serlevhalı fanzinler derlemesini bile o kaleme almış idü. Oradan pay biçin. Ol kişi şimdi de Marjinal namlı bir neşriyyadhane’nin riyasetine getirilmiş ki; ne diyeyim?! Şimdi seyreyle sen gümbürtüyü! Altay kardaşımın ilk işi de neşriyyadhane’nin bir yan kuruluşu olan Tomtom’daki enrerressan kitabevi Aziz Kedi’de ve onun önüne yayılan sokakta bir parti vermek oldu. Parti ama ne parti! Bir kere öyle her içki yok! Üç beş şişe şarap var, onları da ilk gelen kapar tarzı tedavülde! Kitabevinin içi zati avuç içinden iki nebze faik. Bira alıp sokağa yayılmak imkân dâhili ve hatta tavsıyye edilior. Lakin bunun için de 5 TL ödemeniz iktiza edior! “A bon!”, dedim üstüne sadece bu kadarcık tediye ilâ yırtacaksak pekâlâ.

Lakin bunca marazî muharrir bir araya gelir de öyle beş lira ilâ filan yırtılır mı?! Az zamanda sokaktan bira dereleri akmaya başladı. Ben şu geçkin ihtiyar da sokak balolarına dâhil oldum böylece. Ve de nafakayı kediye yükledik haliyle. Vakıa geceye katılan şöhretler de saymakla bitecek gibi değilidü.

 

Fabisad’ın bânisi…

Aziz Kedi, Mekân

Aziz Kedi, Tomtom’da

Altay kardaşı daha önceki hakiki marjinal işlerinden tanımayan yoktur. İlk fanzin yayıncılarından olub, bilahare Kara Kalem mecmuasını çıkarmışlığı vardır. Geçen sene de  Fantezi, bilim-kurgu yazarları derneği Fabisad’ın bânileri arasında yer aldı. Romanları, hikâyeleri, bilhassa şiirleri pek gözeldir. Marjinal kitaplarda hangi mecraya meyledecekleri biz entelijansiya sakinleri içün bir sır olmasa da yine de kendisine sordum. Aman efendim aman; neler neler saydı döktü: Yeraltı edebiyatı, marjinal şairler, gotik edebiyat, bilim-kurgu, korku, fantezi, alacakaranlık hikâyeleri… Altay kardaşım gözleri pırıl pırıl olarakdan anlatmaya doyamior, sayıp döküyo idü. Fekad ben usulca sıvışayım dedüm. Neme lazım imdü  malûm matbuatdan birileri gelir bizi burada böyle sofistike edebiyat türleri hakkında mütakeleme halinde görür de ispiyonlayub yekpara derdest etdirür deyu. Mahut zevata göre edebiyat bir, bilemedin iki yazarın âsarından ibaret olub fazla kitab zihin karışıklığına sebebiyet verir. Marjinal kitapların ise biz edebiyatperverler nezdinde muteber bir şey olan bu tarz zihin karışıklığına fazlasıyla hizmet edeceğinden hiç şüphem yok.

Bu arada aziz kârilerim; eve avdet etdiğimde ne olsa beğenirsiniz?! Fitnat kapının arkasına yatarak beni bir müddet içeri almamaya teşebbüs etdi. Teskin edene kadar canım çıkdı! Ah şu kediler… Aziz kediler…

Yasak Meyve…

Malûmaliniz; 21 Ocak gecesi SİYAD ödül merasimine iştirak edüb orada olan biteni sizlere nakledmişdim. Fekad aynı gece Kadıköyü’ndeki Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde de Yasak Meyve Dergisi’nin 10. Doğum günü partisi vardı. Aynı anda iki yerde birden olamadığım içün mecburen sizlere daha renkli havadisler geçeceğim SİYAD gecesine gideyim dedim. Lakin içimde de ukte kaldı. Yasak Meyve’nin 10. Yaşgünü partisi pek hoş, pek duygusal, pek içli olmuş. Hele bir resimler çektirmişler ki arkadaşlar, aralarında olmadığım için bin pişman oldum. Kimler yokmuş ki; Ataol Behramoğlu, Egemen Berköz, Mustafa Köz, Metin Üstündağ,  Müslüm Çelik, Altay Öktem, Deniz Durukan, Tevfik Taş, Osman Olmuş, Nilay Özer, Betül Dündar, Şeref Bilsel, Baki Ayhan T, Gülümser Çakmaya, Alper Çeker, Nurduran Duman, Gonca Özmen, Mahir Karayazı  ve daha  pek çok şair…  Enver Ercan’ın Türk şiirine bu büyük armağanının kıymetini bilmemiz gerek. 10 yıl, sektirmeden, bu muhtevada bir şiir dergisi çıkarmak ve piyasa olmamayı başarmak parmak ısırtacak bir muvaffakiyetdir. Kendilerini tebrik edioruz. Hayatımızda şiire yer açarsak biraz daha mutlu olma ihtimalimiz olduğunu bilioruz. Hadi bu ay bir Yasak Meyve alalım. Yasak Meyve’ye kıyak olsun diye değil; kendi kendimize kıyak olsun diye…

Filhakika şiir okuyan insan güzelleşir.

Ahval-i Entelijansiya

Marquis d’Istambulin
Dersaadet, Miladî 2013
(Yurt Kültür’ün 2 Şubat 2013  tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel  izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.)

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.