Melmekedimiz geçen hafta beşaretli bir havadisle havalara uçtu. Sultan II. Mahmud’un kışlaları topa tutup Yeniçeri Ocağını berhava ettiği hadiseye Vaka-yı Hayriye dendiği gibin bu hayır habere de Vaka-yı Entelijansiya denebilir. Uzun sözün kıssası her daim melmekedin başına bela olan entelijansiyadan, münevver takımından, jurnalistlerden, aydın ve okumuş zevatdan ebediyen ve “kompletmon” kurtuluor olabiliriz.

metust

Metin Üstündağ – OT Dergisi

Malûmailiniz bu melmeked münevverden, muharrirden, jurnalistden, edip, aydın, muallim, sen’atçı ve dahi asrî tabirle söyleyecek olursak “entellerden” çok çekmiştir. Bunlar okuyup yazıp devamlı melmekedi tenkid ederler. Yok efendim bizde demokrasi yoğimüş, yok efendim bizde beşer hakları yoğimüş, bizde bilim yapılmiorimüş, biz aydınlanmadan nasibimizi alamiormuşuz, vay efendim matbuat hür değilimüş, vay efendim biz bir türlü muasır medeniyet seviyesine gelemiormuşuz vesaire… İşbu şekvalara Düvel-i Muazzama bile kanmış son zemanlarda ikaz üstüne ikaz beyan etmektedir. Görüor musunuz şu nâkıs zevatın melmekedin başına açtığı işleri?! Halbuki bu enteller olmasa melmeked ne gözel idare ediliridü. Tıpkı bir böyüğümüzün serdettiği o veciz: “Mektepler olmasa maarifi ne gözel idare ederidüm!” cümlesinde olduğu gibin. Vakıa bidayetde bu “enteller”in hepiceğini toptan  derdest etmek, meydanlarda sopa ile kovalamak ve dahi cemiyyed dışına ihraç etmek gibin her bir yolu tecrübe etmişdir bu millet. Lakin gene de çare bulamamışdır.

Çok şükür şimdi hayırlısıyla bu nâkıs zevatın hepiceğinden birden kurtuluoruz. Nasıl mı? Derhal izah edelüm.

Metüst Kardaşım…

Efendülazizim bidayette Metüst lakaplı karikatürist, feylesof ve dahi aforizma muharriri  kardaşımızın neşreylediği Öküz ve Hayvan serlevhalı mevkuteler varidü. Bunlar pek enterressan, nevi şahsına münhasır dergileridü. Hem hiciv, hem makale, hem fıkra, hem tenkid; ilaveten bolca desen, illustrasyon ve karikatür ihtiva ederleridü. Neş’eli, cin fikirli, şenlikli, eğlenceli dergileridü bunlar. Bu tarz neşriyyad melmekedimizde büyük ilgi alâka derler idü. Zamanında Hayvan Dergisi’nin on binlerce tiraja çıktığına şahit olmuşumdur. Orhan Pamuk’tan tutun,  Murathan Mungan’a, Küçük İskender’den tutun Yaşar Kemal’e herkes bu dergilere bayılır, muhtelif ürünler yollar idü. Kambersiz düğün olmaz diyerekden ben bile fıkra neşreylemişidüm işbu mevkutelerde. Metüst kardaşımın çıkardığı bu dergiler öylesine ilgi alâka derler olmuşdu ki yılların namlı edebiyat dergileri bile gölgede kalmış idü. Daha sonra bu mevkuteler, Metüst kardaşımın kimi hayat telakkileri münasebeti ile kanaatimce lüzumsuz yere neşriyyada ara verdiler. Ciddi bir boşluk doğdu kültür piyasasında.

Ot Dergi

Ot Dergisi Metin Üstündağ (Metüst) Öncülüğünde Yayın Hayatına başladı

Lakin geçen hafta pek meserretli bir haberle karşılaştım arz-ı muhayyelde. (Sanal âlemde) Mevzubahis ekolün mevkutesi yeniden neşriyyada başlioridü. Hemi de yeni adı ne bilior musunuz: OT! Evet yanlış duymadınız! OT!

Abey; Ot var mı?!

Metüst gene yaptı yapacağını! Münevver sorunsalını kökünden çözdü. Yani edebiyat ve sen’at meraklısı bir münevver olarak bir gazata bayiine müracaat edib; “Abey, ot var mı?” diyeceksiniz ve anında narkotik sizi derdest edecek! Bir taşla üç kuş! Hemi münevverlerin alayını kodese tıkioruz, hemi hepiceğini toptan itibarsızlaştırioruz, hemi de cümle âleme bunu izah edecek sağlam deliller olior elimizde. “Böyle münevver olmaz olsun; güpegündüz şehrin ortasında ot arior kâfir! İmdi biz bunları kodeslemeyüb de neyleyelüm?!” diyerekden hepiceğini derdest etmek caiz olior bu durumda.

Anlayacağınız Metüst kardaşım her ne kadar yeni neşredilen mevkutenin künyesinde yer almasa da; bu tarz dergiciliğe mührünü vurmuş bir kişi olarak besbelli ki bu işin kanaat önderi. Ve melmekede büyük bir hizmetde bulunarak münevver meselesini kökünden çözmüş bulunior. Bilumum münevver taifesinden ve entelijansiyadan bir batında kurtulmuş olioruz böylecene.

Latife Bir Yana…

Latife bir yana; OT Dergisi’nin çıktığını duyunca hemen koşup aradım. Birçok bayide bitmiş idü. Zor da olsa buldum. “Öküz-Hayvan” ekolünün ve Metüst’ün yeşil sahalara dönmesi çok hoş. Bu mevkutenin muvaffak olacağına yürekten inaniorum. Lakin ilk sayının biraz aceleye geldiğini ve flaş imzalar olsun diye ilgili ilgisiz her türlü yazının dergiye dahil edildiğini  belirtmem icap eder. Hiç mühim değil. Kervan yolda düzelecektir. OT Dergisi’ne hoş geldin dioruz. Ve hepinizi otlamaya davet ediyoruz. Bundan gayemiz nedir? Tıpkı mevkutenin mottosunda olduğu gibi: Maksat Yeşillik Olsun!

Meto’nun Son Yazısı…

Bu arada OT Dergisi’nin bu ilk sayısında, en başta, Metin Kaçan’ın vefat etmeden önce; bizzat bu dergi içün yazmış olduğu son yazısı var: “İyi Bir Şey Olsaydı Ölüm Önce Tanrılar Ölmezdi!”

Demek ki bu dergi tasarlanırken Metin kardaşım hâlâ intihar etmeyi düşünmüyor idü. Oturmuş dergiye yazı bile yazmışidü. Onu bu ilk sayıda, böyle bir yazı ile en başta görmek apayrı bir hissiyat. OT’un bu sayısının bu nedenle bir de koleksiyon değeri var kanaatimce.

Ahval-i Entelijansiya

Marquis d’Istambulin
(Yurt Kültür’ün 23 Şubat 2013  tarihli nüshasında yayınlandı. Yurt Kültür yöneticilerinin özel  izniyle gazetedeki yayım saatinden 36 saat sonra iktibas edildi.)

Marquis d'Istambulin

Comments are closed.